Fren Sistemi Arızalı Araç / Misliyle Değişim Hakkı / Emsal Karar İncelemesi-13

freni arızalı araç dava

Fren Sistemi Arızalı Araç / Misliyle Değişim Hakkı

Fren sistemi arızalı araç ile ilgili bir davaya ilişkin Yargıtay kararı incelemesi…

Aşağıdaki karar, 2. el olarak satın alınmış olmasına rağmen, fren sistemine defalarca müdahale edilen (kullanıcının ve diğer kişilerin güvenliğini etkileyecek ve yaşamsal tehlikeye de sebebiyet verebilecek boyutta imalattan kaynaklı gizli ayıplı) aracın benzeriyle değiştirilmesi talebine ilişkindir.

Fren Sistemi Arızalı Araç Davası

Araç, A kişisi tarafından sıfır kilometre satın alınmış, 7-8 kez, fren sistemindeki sorun sebebiyle servise teslim edilmiştir. Fren sistemi arızalı araç daha sonra A tarafından B isimli kişiye satılmıştır. 

B isimli kişi, açtığı davada, aracın, arka fren merkezlerine bağlı bir çok parçasının değiştirildiği gerekçesiyle, aracı ikinci el olarak satın aldığı bedeli, araç için harcanan masrafları, 5.000,00 TL maddi tazminat ve 5.000,00 TL manevi tazminatı talep etmiştir.

Daha önceki yazılarımızda da detaylı olarak anlatıldığı üzere, ayıplı araçlardan kaynaklı davalarda, araçtaki ayıp, sizin kişilik haklarınızı zedeleyecek şekilde bir zarar yaratmadıysa bu araçtan dolayı manevi tazminat talep edilemez. Örneğin böyle bir tazminat talep edebilmek için, fren sistemi arızalı araçtaki bu ayıbın, sizin veya yakınlarınızın yaralanmasına sebep olmuş olabilir. Böyle bir durumda elbette manevi tazminat talep edilebilir fakat böyle bir durum yokken, salt aracın ayıplı olmasından kaynaklı olarak veya muhtemel (henüz gerçekleşmemiş) zararlarından bahisle manevi tazminat talep edilemez. Bu davada da yine böyle hatalı bir talepte bulunulduğunu görmekteyiz. 

Mahkeme önce, B isimli kişinin, aracı sıfır kilometre olarak satın alan kişi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

2. El Araçta Ayıp / Tüketici Hakları isimli makalemizde, 2. el araç araçta ayıp ile karşılaşan kişilerin, tüketici sıfatıyla kendilerine tanınan hakları, bu kişilerin, aracın sıfır kilometre olarak satışını yapan bayi veya aracın üreticisi veya ithalatçısına karşı başvurabileceği hakları konusunda açıklama yapmıştık. Elbette fren sistemi arızalı araç alan kişi de bu hakları kullanabilir.

2. el araç alan bir kişi, bazı şartlar altında, aracı ilk kez trafiğe çıkacak şekilde satmış olan satıcı (otomobil bayi) veya o aracın üreticisi veya o aracın ithalatçısı aleyhine Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerinden yararlanabilir. Yani aracı 0 (sıfır) kilometre satın alan kişi gibi tüketiciye tanınmış haklardan yararlanabilir. Tüketici, bu davada misliyle değişim hakkını kullanmak istemiştir. Bu konudaki geniş açıklamalarımız için Misliyle Değişim Hakkı isimli makalemizi inceleyebilirsiniz.

Mahkemenin ilk kararı, yani davayı açan kişinin, aracı sıfır kilometre olarak satın alan kişi olmadığı gerekçesiyle açtığı davayı reddetmesi hatalıdır.

Dolayısıyla yerel Mahkemenin bu hatalı kararı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2017 yılında verdiği karar ile bozulmuştur. Yargıtay kararının tam metni şu şekildedir:


Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2017/4170 E. 2017/5296 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, 10.12.2014 tarihinde … … … 1.6 Benzin/Lpg marka ve modelli sıfır km otomobilin bedeli peşin ödenmek suretiyle davalı … firmasından satın alındığını, … … Plaza … yetkili servisinde araçta devamlı seyreden teknik arızadan dolayı 4 kez iş emri açtırdığını aracın arka fren merkezlerine bağlı bir çok parçanın değiştirildiğini tespit ettiğini, araç satış bedeli ve araçtan sökülüp alınması mümkün olmayan araç için harcanan masraflar toplamı olan 66.377,00 TL’nin ihtar tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, 17.10.2015 – 24.11.2015 tarihleri arasında eksik düzenlenen iş emirleri nedeniyle kendisinin, ailesinin ve 3. şahısların can ve mal güvenliğinin tehlikeye atılmasından dolayı 5.000,00 TL maddi tazminatın ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı eldeki dava ile davalıdan satın almış olduğu aracın ayıplı olduğunu savunarak, araç satış bedeli, araçtan sökülüp alınması mümkün olmayan araç için harcanan masraflar ile maddi ve manevi tazminata karar verilmesi istemi ile eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, dava konusu aracın malikinin davacının babası olan… olduğu, davacının tarafı olduğu alım-satım ilişkisinin bulunmadığı, ayıplı mal veya hizmet iddiasına dayalı dava hakkının araç malikine ait olduğu, davacının bu davada husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Dosyanın incelenmesinde dava konusu aracın … 4. Noterliğinin 25.12.2015 tarihli araç satış sözleşmesi ile dava dışı…tarafından davacı …’e satıldığı ve aracın malikinin dava tarihi itibariyle … olduğu anlaşılmaktadır. Araç maliki … olduğundan davacının eldeki davada aktif husumet ehliyeti bulunmaktadır. O halde Mahkemenin işin esasına girerek hasıl olacak sonuca uygun karar vermesi gerekirken, mahkemece değinilen bu yön göz ardı edilerek hatalı ve yanılgılı değerlendirme ile sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 31,40 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Yargıtay’ın bu kararından sonra davaya devam edilmiş fakat bu kez mahkeme, fren sistemi arızalı araçtaki ayıpların, bedelinde 3.498,15 TL kayıp yaratacağını, aracın misliyle değiştirilmesinin gerekmediğini ifade ederek, aracın misliyle (benzeriyle) değiştirilmesi talebini reddetmiş, değer kaybının ödenmesine hükmetmiştir.

Davaya konu araçtaki ayıplar, imalattan kaynaklı gizli ayıp niteliğindedir, araçtaki bu ayıbın yetkili servis tarafından bir çok kez giderilmeye çalışıldığı, bu hususta araca bir çok işlem yapıldığı, fren sistemindeki bu ayıbın yaşamsal tehlikeye sebep olacak nitelikte olduğu, davacının araca duyduğu güvenin sarsıldığı, araçtan beklenen faydanın sağlanamadığı açıktır. Hal böyle olunca, aracın, tüketicinin tercihi doğrultusunda, misliyle (benzeriyle) değiştirilmesine karar verilmelidir. 

Dava dosyası tekrar Yargıtay’a gelmiş ve Yüksek Mahkeme, tüketicinin tercihi doğrultusunda karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle kararı tekrar bozmuştur.

2021 yılı Eylül ayına ait kararın tam metni şu şekildedir:


Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2020/6798 E. 2021/9040 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (TÜKETİCİ)MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı; Toyota Corolla Advance 1.6 Benzin/Lpg marka ve modelli sıfır km otomobili 10/12/2014 tarihinde bedelini peşin ödemek suretiyle davalı ….den satın aldığını, … Toyota Plaza Göçmentürk yetkili servisinde araçta devamlı seyreden teknik arızadan dolayı dört kez iş emri açtırdığını, aracın arka fren merkezlerine bağlı bir çok parçanın değiştirildiğini tespit ettiğini ileri sürerek; araç satış bedeli ve araç için harcanan masraflar toplamı olan 66.377 TL’nin ihtar tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini, 17/10/2015 – 24/11/2015 tarihleri arasında eksik düzenlenen iş emirleri nedeniyle kendisinin, ailesinin ve üçüncü şahısların can ve mal güvenliğinin tehlikeye atılmasından dolayı 5.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece; aktif husumet yokluğundan davanın reddine dair verilen karar, davacı tarafın temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 27/04/2017 tarihli ve 2017/4170 Esas 2017/5296 Karar sayılı kararıyla; aracın malikinin dava tarihi itibariyle davacı olduğu ve aktif husumet ehliyetinin bulunduğu gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma ilamına uyan mahkemece; davacı tarafından aracın misli ile değiştirilmesi istenilmiş ise de; araç bedeli karşısında ayıp bedelinin cüz’iliği dikkate alındığında bu istemin iyiniyet kurallarıyla bağdaşmayacağı, dengesizliğe neden olacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi talebinin reddine, dava konusu aracın ayıplı olması nedeniyle 3.498,15 TL bedelin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- 6502 sayılı Yasanın 11/1. maddesinde, malın ayıplı olması durumunda tüketicinin seçimlik hakları düzenlenmiştir. Bu seçimlik haklarda tüketici; bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici seçimlik haklarından herhangi birisini kullanabilecektir. Ne var ki, tüketici bu hakkını kullanırken objektif iyiniyet kuralları içerisinde hareket etmek zorundadır. 6502 sayılı Yasa 11/3. maddesinde “Ücretsiz onarım veya ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması halinde tüketici, sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir. Orantısızlığın tayininde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır.” düzenlemesi mevcuttur. Yine aynı Yasanın 83/1. maddesi ile Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda hüküm bulunmayan hållerde genel hükümlerin uygulanacağı düzenlemesi yapılmış olup, bu düzenleme ile paralel mahiyette olan Türk Borçlar Kanunu’nun 227/4. maddesi hükmü ile de sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.” düzenlemesi kanun koyucu tarafından öngörülmüş olup, birbirini tamamlayan bu iki hüküm ile kanun koyucu temel hukuk prensibi olarak iyiniyet kurallarının hayata geçirilmesini hedeflemekte ve her ne kadar seçimlik yasa ile sayılmış ve bu seçimlik hakların içerisinde herhangi birini tercih etme bakımından tüketici serbest bırakılmış ise de, bunun sınırı olarak iyiniyet kuralları ve tarafların hak ve menfaatler dengesi nazara alınmak suretiyle sözleşmenin ayakta tutulması sağlanırken varlığı tespit ve kabul edilen ayıp nedeniyle tüketicinin bir kayıp veya zarara uğramasının da önüne geçilmesi hedeflenmiştir. Başka bir ifade ile, her iki düzenlemede de esas olarak, kullanılan seçimlik hakkın ortaya çıkaracağı sonucun karşı taraf için orantısızlık yaratması ve durumun bunu haklı göstermemesi gibi özünde Türk Hukuk sisteminin temelini oluşturan hakkaniyet ilkesine dayanmakta olup; somut olayın yapısı ve bu ilkenin uygulanırlığı noktasında takdir hakkını da hakime yüklemiştir. Bu açıklamalar ışığında somut olayda; davacı, dava konusu araçta gizli ayıp olduğunu, araç satış bedeli ile araç için harcanan masrafların toplamı olan 66.377 TL (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla) ile 5.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece ayıbın gizli olup olmadığı, kullanıcı hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususlarında bilirkişilerden rapor aldırılmış, bilirkişi heyeti her bir arıza ve giderimi bakımından inceleme yaparak hazırladıkları raporlarında; davacı tarafın balata, fren şikayetleri üzerine 27/12/2014- 09/01/2015- 06/07/2015- 23/07/2015- 17/10/2015- 06/11/2015- 13/11/2015- 30/11/2015 tarihlerinde iş emirlerinin açıldığı, yetkili servis tarafından arızalara ilişkin işlemler yapıldığını belirterek; araçtaki arızaların kullanım ile ortaya çıkabilen gizli ayıp olduğu ve bu gizli ayıbın kullanıcının ve diğer kişilerin güvenliğini etkileyecek ve yaşamsal tehlikeye de sebebiyet verebilecek boyutta olduğunu bildirmiştir.
Bu durumda, dava konusu araçta, imalattan kaynaklı gizli ayıbın var olduğu, esasen mahkemenin de kabulündedir. Ne var ki, araçtaki bu ayıbın yetkili servis tarafından bir çok kez giderilmeye çalışıldığı, bu hususta araca bir çok işlem yapıldığı, bilirkişi raporunda ayıbın yaşamsal tehlikeye sebep olacak nitelikte olduğunun belirtildiği nazara alındığında, davacının araca duyduğu güvenin sarsılması nedeniyle araçtan beklediği yararı sağlayamadığı, diğer bir anlatımla davacının diğer seçimlik haklarını kullanma koşulları oluşmuştur.
Bu durumda mahkemece; yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri çerçevesinde taleple bağlı kalınarak, davacının kanundan kaynaklanan diğer seçimlik haklarını kullanabileceği gözetilerek buna göre değerlendirme yapılıp sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın HUMK’nın 428. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük sürede karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/09/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.