Bağlı Kredi (Taşıt/Konut) Sözleşmeleri ve Kredi Veren Kurumun Ayıptan Sorumluluğu

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un “Bağlı krediler” başlıklı 30. maddesi şu şekildedir:

1-Bağlı kredi sözleşmesi; tüketici kredisinin münhasıran belirli bir malın veya hizmetin tedarikine ilişkin bir sözleşmenin finansmanı için verildiği ve bu iki sözleşmenin objektif açıdan ekonomik birlik oluşturduğu sözleşmedir.

2-Ekonomik birliğin varlığı;

a-Satıcı veya sağlayıcının tüketici için krediyi finanse ettiği,

b-Üçüncü bir tarafça finanse edilmesi durumunda, kredi verenin kredi sözleşmesinin imzalanması veya hazırlanması ile ilgili olarak satıcı veya sağlayıcının hizmetlerinden yararlandığı,

c-Belirli bir mal veya hizmetin verilmesinin kredi sözleşmesinde açıkça belirtildiği, durumlarından en az birinin varlığı hâlinde kabul edilir.

3-Tüketicinin mal veya hizmet tedarikine ilişkin sözleşmeden cayması ve buna ilişkin bildirimin cayma süresi içinde ayrıca kredi verene de yöneltilmesi hâlinde, bağlı kredi sözleşmesi de herhangi bir tazminat veya cezai şart ödeme yükümlülüğü olmaksızın sona erer.

Biz bu makalemizde sadece, tüketiciye mal sunan satıcılardan alınan mallara (sıfır veya ikinci el araç, konut, telefon, beyaz eşya vb.) ilişkin kullanılan krediler (taşıt kredisi, konut kredisi, ihtiyaç kredisi) konusunda açıklama yapacağız. Tüketiciye bir mal satmak yerine hizmet sağlayan sağlayıcılar (görüşme hizmeti sağlayan operatörler, internet hizmeti sağlayıcıları gibi) ile yapılan sözleşmelerde kullanılan krediler makalemizin konusunu oluşturmamaktadır.

Aslına bakılırsa, tüketicilerin, bir mal satın almak için kullandıkları her kredi (tüketici kredisi) bir sözleşmenin finansmanı içindir. Örneğin; konut kredisi, konut satış sözleşmesinin, taşıt kredisi araç (otomobil, motosiklet) satış sözleşmesinin finansmanı için kullanılır. Bazen de tüketici bir eşya (cep telefonu, beyaz eşya, elektronik malzeme gibi) satın almak için kredi kullanabilir ve bu krediler de bu eşyaların satışı sözleşmesinin finansmanı içindir. İşte bu tüketici kredileri, yukarıda alıntılan kanun metninde sayılan üç durumdan en az birinin varlığı halinde bağlı kredi halini alır.

Tüketiciye kredi sağlayan kurum (genelde bir banka) ile tüketiciye satış yapan (genelde bir şirket) farklı kişilerdir. Tüketicinin bu farklı kişilerle yaptığı sözleşmelerin aralarında ekonomik bir birlik varsa, kullanılan kredi bağlı kredidir. Bu durumlarda, kredi sağlayan kurum (genelde bir banka) ile satış yapan satıcı arasında bir işbirliği bulunur. Kredi veren kurum, kendi imkanları ile müşteri (tüketici) edinmedeki zorluğu, satıcının bulduğu müşteri (tüketici/alıcı) ile giderirken, satıcı da tüketiciye ödeme konusunda kolaylık sağlayarak satış bedelini bir an önce tahsil eder. Başka bir anlatımla, kredi kullandırıp para satmakta olan banka bu kazancı satıcı sayesinde elde ederken, satıcı da kredi kullanmaksızın satış bedelini ödemekte zorlanacak müşterisini kaybetmez ve satış gerçekleştirir.

“Bir başka deyişle bağlı krediler kural olarak üç taraflı bir hukuki ilişki kuran bir yapılanmayı ifade etmektedir. Söz konusu üç taraflı ilişkinin tarafları tüketici, mal satıcısı/hizmet sağlayıcısı ve kredi verendir. Bu üç taraflı ilişkide kural olarak birbirinden hukuken bağımsız en az iki sözleşme bulunur. Bu sözleşmelerden ilki satıcı/sağlayıcı ile tüketici arasında kurulan mal/hizmet temini sözleşmesi (konut satış sözleşmesi, araç satış sözleşmesi, telefon satış sözleşmesi) iken, ikinci sözleşme, tüketicinin satıcı/ sağlayıcı ile kurduğu sözleşmeyi finanse etmek üzere krediyi veren ile kurduğu kredi sözleşmesidir. Bu iki sözleşmenin yanı sıra bağlı tüketici kredileri kapsamında ortaya çıkan ilişkide genelde satıcı/sağlayıcı ile kredi veren arasında yapılan bir “çerçeve sözleşme” kapsamında yer alan bu üç tarafın hepsi arasında bir ilişki bulunmaktadır ve kredi veren ile satıcı/sağlayıcı arasındaki ilişki nedeniyle tüketici belirli bir marka malı almaya ya da belirli bir kişiyle sözleşme yapmaya yönlendirilmektedir. Tüm bu hallerde bağlı kredi ilişkisi kapsamında kurulan bu kredi sözleşmesine “bağlı kredi sözleşmesi” adı verilmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu. 2015)

a) Satıcının tüketici için krediyi finanse ettiği durumlar:

Herhangi bir malın satışını yapmakta olan satıcı (ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler: inşaat firmaları, otomobil bayileri, galericiler, otomotiv şirketleri, elektronik ürün satışı yapan firmalar vb.) bu kredi sözleşmesini (taşıt veya konut veya ihtiyaç kredisi) finanse etmiş olabilir. Örneğin satıcı, krediyi kendisi temin edip tüketiciye kullandırabilir. Burada satıcı krediyi tüketiciye kendisi kullandırmakta ve satış bedelini bu şekilde tahsil etmektedir. Bu durumlarda kullandırılan kredi bağlı kredidir.

b) Üçüncü bir tarafça finanse edilmesi durumunda, kredi verenin kredi sözleşmesinin imzalanması veya hazırlanması ile ilgili olarak satıcı veya sağlayıcının hizmetlerinden yararlandığı durumlar:

Kredi, satıcının anlaştığı bir finans kurumu (genelde banka) aracılığı ile de sağlanabilir. Burada finans kurumu ile satıcı arasında önceden yapılmış bir anlaşma vardır. Bu anlaşma doğrultusunda o satıcıdan mal (konut, taşıt gibi) satın alan tüketiciye kredi kullandırılmaktadır.

c) Belirli bir malın kredi sözleşmesinde açıkça belirtildiği durumlar:

Bazen de kredi sözleşmelerinde, satın alınacak mal belirtilmiş olabilir. Bu belirleme kredinin türüne göre farklılık arz eder. Örneğin konut kredisinde “… ada … parselde kayıtlı taşınmaz” taşıt kredilerinde “… plaka sayılı araç”, “… marka … model araç” gibi belirlemeler yer alıyorsa bu kredi bağlı kredidir.

TÜKETİCİ, KREDİYİ KENDİSİ BULUYORSA BAĞLI KREDİ SAYILMAZ.

Kanun’un, 30/5 maddesi şu şekildedir: “Kredi veren ile satıcı arasında belirli bir malın veya hizmetin tedarikine ilişkin bir sözleşme olmaksızın, tüketicinin kendisi tarafından belirlenen malın veya hizmetin bedelinin kredi veren tarafından ödenmesi suretiyle kullandırılan krediler bağlı kredi sayılmaz.”

Bir kredide, “… plaka sayılı araç” şeklinde bir belirleme yer alıyor olsa da, kredi veren kurum ile satıcı arasında belirli bir malın tedarikine ilişkin bir sözleşme/anlaşma/irtibat olmaksızın, malın bedelinin kredi veren tarafından ödenmesi suretiyle kullandırılan krediler bağlı kredi sayılmaz.

Örneğin siz, beğendiğiniz bir aracı satın almak için kredi kullanmak istediğinizde, bu kredi size, satıcı tarafından sağlanmıyor veya satıcı sizi bir bankaya yönlendirmiyor ise, yani siz kredi kullanacağınız kurumu satıcıdan tamamen bağımsız bir şekilde kendiniz buluyor ve krediyi de bu şekilde kullanıyorsanız bu kredi bağlı kredi sayılmaz.

Bu konuda olmak üzere, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2015 yılında verdiği bir kararında şöyle demiştir: “… Davacının … satın almada kullanmak üzere davalı bankadan kredi kullandığı sabittir. Davacı ile davalı arasında yapılan kredi sözleşmesinde satın alınacak malın herhangi bir özelliği belirtilmediği gibi, satıcı ismi de belirtilmemiştir. Davalılar arasında bir sözleşme olmadığı gibi, broşürlerde de davalı bankanın adı hiç geçmemiştir. Öyle olunca bankanın davacıya kullandırdığı kredinin bağlı kredi niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır.”

Görüldüğü üzere, Yargıtay, satıcı firma ile banka arasındaki bir sözleşmenin dahi, kredinin bağlı kredi sayılması için yeterli olduğunu düşünmektedir. Buradaki kredi konut kredisi olabileceği gibi taşıt (sıfır kilometre veya ikinci el) kredisi de olabilir. Kredi sözleşmesinde satın alınacak malın özelliği belirtilmemişse, satıcı ismi belirtilmemişse, satıcı ile banka arasında bir sözleşme yoksa, satıcının reklam/tanıtım/ilan gibi kullandığı şeylerde bankanın adı geçmiyorsa, daha açık bir ifadeyle tüketici, krediyi, tamamen kendi imkanları ile bulup kullanmışsa bu kredi, bağlı kredi sayılmaz. 

BİR KREDİNİN BAĞLI KREDİ SAYILABİLMESİ İÇİN YARGITAY TARAFINDAN ARANAN KRİTERLER:

Aşağıda, bir kredinin bağlı kredi sayılabilmesi için Yargıtay tarafından aranan kriterlere yer verilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, birbirinden tamamen bağımsız olaylar sebebiyle verilmiş bu kararlarda aranan kriterlerin hepsinin sizin kullanmış olduğunuz kredide bulunması gerekmez. Bu kriterlerden biri dahi bir kredinin bağlı kredi sayılması için yeterli olabilir.

1- “Davacı tüketicinin davalı yüklenici ile yapmış olduğu taşınmaz satış vaadi ve borçlanma sözleşmesinde … taşınmaz satış bilgisi ve ödeme planında kullanılacak kredi miktarı, dosya masrafı, hayat sigortası bedeli ve taşınmaz bilgilerinin yazılı olup olmadığı” (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi. 2013)

2- “Yüklenici (satıcı) ile banka arasında tüketicilerin kredi talep etmesi halinde bankaya yönlendirileceği yönünde bir protokol bulunup bulunmadığı” (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi. 2013)

3- “Davacının davalı bankadan kullandığı kredi sözleşmesine satıcı firmanın kefil olup olmadığı” (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi. 2014)

4- “Davalı banka şubesi yetkililerinin çeşitli tutum ve davranışlarıyla kredinin bağlı krediymiş ve bankayla inşaat şirketi (otomobil bayi, galerici) arasında ilişki varmış intibağını uyandırdıkları” (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi. 2012)

5- “Davalı şirket ile davalı banka arasında “Protokol” başlıklı ve 14.02.2011 tarihli sözleşme imzalandığı, davalı banka tarafından kredinin davalı şirket tarafından yapımı gerçekleştirilen … Konutları projesi kapsamında ve belirli bir satıcı ile sözleşme yapılması koşuluyla kullandırılmış olduğu, geri ödeme planında da … Konutları geri ödeme planı şeklinde açıklama bulunduğu, bir başka ifade ile bağlı kredi niteliğinde bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, davalı bankanın da kullandırdığı kredi miktarı ile sınırlı olarak sorumlu olduğu gözetilerek bu doğrultuda bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile davalı banka için davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.” (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi. 2016)

6- “… mahkeme kullanılan kredinin bağlı kredi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. 4077 Sayılı Yasanın 10/5 maddesi uyarınca, “kredi veren kuruluşun verdiği kredinin bağlı kredi sayılabilmesi için, kredi verenin tüketici kredisini belirli marka, bir mal veya hizmet satın alması ya da belirli bir satıcı veya sağlayıcı ile yapılacak satış sözleşmesi şartı ile vermesi gerekir.” yalnızca ekonomik birlik içerisinde bulunduğu satım/hizmet sözleşmesinin var olmasıyla anlam ifade eden bir sözleşmedir. Bir başka deyişle, herhangi bir kredi verenle tüketicinin bir kredi sözleşmesi kurması halinde bunun bağlı kredi sözleşmesi olarak nitelendirilmesi söz konusu değildir. Nitekim kredi sözleşmesi, ancak bir mal/hizmeti finanse eden sözleşmeye bağlı olarak kurulması ve bu sözleşme ile ekonomik bir birlik oluşturması halinde “bağlı kredi sözleşmesi” olarak nitelendirilecektir. Gerçekten de bağlı kredi sözleşmesinin tek başına anlam ifade eden bir sözleşme olmaması nedeniyle, sözleşmenin hukuki niteliği açısından yapılması gereken asıl belirleme, bu sözleşmenin ekonomik birlik içerisinde bulunduğu sözleşme ile oluşturduğu yapılanmanın hukuki niteliğidir.” (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2017)

7- “…Davacının konut satın almada kullanmak üzere davalı bankadan kredi kullandığı sabittir. Davacı ile davalı arasında yapılan kredi sözleşmesinde satın alınacak malın herhangi bir özelliği belirtilmediği gibi, satıcı ismi de belirtilmemiştir. Davalılar arasında bir sözleşme olmadığı gibi, broşürlerde de davalı bankanın adı hiç geçmemiştir. Öyle olunca bankanın davacıya kullandırdığı kredinin bağlı kredi niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır.”  (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2015)

8- “… O halde mahkemece, aynı siteden daire satın alan başkaca kişilerinde davalı bankadan kredi alıp almadıkları, almış iseler neye istinaden kredi kullandıkları yönünde banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak ve davacının davalı bankadan kullandığı kredinin hangi hesaba aktarıldığı tespit edilerek davacının kullandığı kredinin bağlı kredi olup olmadığının saptanması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi bozma nedenidir.” (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2017)

9- “Davacı, davalıdan sağladığı kredi ile dava dışı firmadan bir daire satın almak için sözleşme imzaladığını, tapusunu da aldığını ancak dava dışı yüklenicinin inşaata başlama tarihinden itibaren 12 ay sonra yani 2011 yılının Haziran ayında teslim etmesi gereken daireyi ihtarına rağmen teslim etmediğini, yüklenici şirkete 29.500TL peşin ödeme yaptığını, davalı bankanın bu daire nedeniyle sözleşmeyi garantör olarak imzaladığı krediden dolayı kredi miktarı kadar müteselsil sorumlu olduğunu, zamanında teslim edilmeyen daireden dolayı kira alacağı bedelinin, dava dışı şirkete yaptığı peşin ödemenin, kredi dosya masraflarının, aylık 714,70 TL den ödediği 25 taksit kredi ödemelerinin tespiti ile tahsiline, dilekçesinin 8. bendinde yazılı diğer zararların tespit edilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 500 TL belirsiz alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 

Somut olayda, dava dışı … ile davalı banka arasında imzalanan sözleşme gereğince dava dışı inşaat şirketinden taşınmaz satın alan davacıya davalı banka tarafından kredi kullandırılacağı ve bu kredinin niteliği itibariyle bağlı kredi olduğu anlaşılmaktadır. 4077 sayılı Yasanın 10/5 ve 10/B-9. maddesi gereğince bağlı kredi kullandıran davalı Banka da, taşınmazın teslim edilmemesinden doğan zarara satıcı şirketle birlikte davacıya karşı müteselsilen sorumludur.”  (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2015)

10- “…Davacı, davalı bankadan aldığı kredi ile diğer davalı firmadan satın aldığı taşınmazın süresinde teslim edilmemesi nedeniyle akitten dönerek ödediği bedelin ve sözleşme hükmüne göre gecikme halinde ödenecek kira tazminatı alacağının tahsili için eldeki davayı açmıştır.Dosyanın incelenmesinde; Davacının davalı firmanın yaptığı ….ndan … nolu daireyi 90.000 TL.na satın aldığı, bu taşınmaz alımı için davalı bankadan kredi sözleşmesi ile 65.000 TL kredi kullandığı, kredi miktarının davalı firmaya gönderildiği,bu projeden konut alanlara davalı firma ile davalı banka arasındaki protokole göre belirli şartlarda kredi kullandırılması konusunda protokol yapıldığı, davacının davalı firma ile yaptığı sözleşmeye göre taşınmazın 1.6.2008 tarihinde tesliminin taahhüt edildiği ancak teslim edilmediği gerekçesi ile davacının sözleşmeden dönerek ödemelerinin tahsilini talep ettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.Dava konusu konutun alınmasında kullanılan kredinin bağlı kredi olduğu anlaşılmakta olup …” (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2015)

11- “Davacı, davalı Ş… Otomotiv A.Ş.’den 2004 model Citroen marka araç satın aldığını, bunun için diğer davalı A.. Bankası’ndan kredi aldığını ve diğer davalı B… Otomotiv A.Ş.’nin de ithalatçı firma olduğunu öne sürerek, ayıplı aracın yenisiyle değiştirilmesine karar verilmesini istemiştir.

Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un ayıplı mal ile ilgili 4. maddesinin 3. fıkrasında “İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ve 10. maddenin beşinci fıkrasına göre kredi veren, ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. Ayıplı malın neden olduğu zarardan dolayı birden fazla kimse sorumlu olduğu takdirde, bunlar müteselsilen sorumludurlar. Satılan malın ayıplı olduğunun bilinmemesi, bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.” Ayrıca aynı Kanun’un 10. maddesinin 5. fıkrası “Kredi verenin, tüketici kredisini, belirli marka bir mal veya hizmet satın alınması ya da belirli bir satıcı veya sağlayıcı ile yapılacak satış sözleşmesi şartı ile vermesi durumunda satılan malın veya hizmetin hiç veya zamanında teslim edilmemesi halinde, kredi veren, tüketiciye karşı satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen sorumlu olur.” hükümleri kredi verenin sorumluluğunu düzenlemiştir. Somut olayda davalı banka, verdiği krediyi 17.11.2003 tarihli proforma faturaya bağlı olarak vermiş olup, proforma faturada kredi ile alınan aracın 2004 model Citroen C3 1.4 HDI 16V marka ve modelli olduğu açıkça anlaşılmasına göre, bağlı kredi kullandıran davalı bankanın da sorumlu tutulması gerekirken…” (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2006)

12- “Somut olayda davacı ile davalı kredi veren arasındaki kredi sözleşmesinde, dava konusu
motosiklet için kredinin verildiği açıkça anlaşıldığına göre, bağlı kredi kullandıran davalı kredi verenin de ayıplı maldan sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, kredi verenin sorumluluğunun, satılan malın hiç ya da zamanında teslim edilmemesi ile sınırlı
olduğu, buna karşılık ayıplı mal nedeniyle kredi verenin doğrudan sorumluluğunun
bulunmadığı benimsenerek, davalı A.. C.. Tüketici Finansmanı AŞ’ye karşı açılan davanın
husumet nedeniyle reddine karar verilmişse de, az yukarıda da değinildiği gibi, 4077 sayılı
Yasa’nın 4 ve 10. maddeleri gereğince kredi veren, ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede
yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumlu olup, bu sorumluluk, malın
sadece, hiç ya da gereği gibi teslim edilmemesi ile sınırlı değildir. O halde mahkemece
hükmedilen alacağın davalı şirketten de müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken,
aksine düşüncelerle kredi verene karşı açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar
verilmiş olması, usule ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir” (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi. 2010)

BAĞLI KREDİNİN VARLIĞI HALİNDE BANKANIN SORUMLULUĞU:

“Bağlı kredinin varlığı halinde bankanın sorumluluğunu kredi miktarı ile sorumlu olduğu şeklinde anlamak gerekir.” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu. 2015)

Kanun’un, 30/4 maddesi şu şekildedir:

“Bağlı kredilerde, mal veya hizmet hiç ya da gereği gibi teslim veya ifa edilmez ise satıcı, sağlayıcı ve kredi veren, tüketicinin satış sözleşmesinden dönme veya bedelden indirim hakkını kullanması hâlinde müteselsilen sorumludur. Tüketicinin bedelden indirim hakkını kullanması hâlinde bağlı kredi de bu oranda indirilir ve ödeme planı buna göre değiştirilir. Tüketicinin sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, o güne kadar yapmış olduğu ödemenin iadesi hususunda satıcı, sağlayıcı ve kredi veren müteselsilen sorumludur. Ancak, kredi verenin sorumluluğu; malın teslim veya hizmetin ifa edilmediği durumlarda satış sözleşmesinde veya bağlı kredi sözleşmesinde belirtilen malın teslim veya hizmetin ifa edilme tarihinden, malın teslim veya hizmetin ifa edildiği durumlarda malın teslim veya hizmetin ifa edildiği tarihten itibaren, kullanılan kredi miktarı ile sınırlı olmak üzere bir yıldır.”

Örneğin, satıcıdan 120.000-TL bedelle araç satın alınması ve bu bedelin 50.000-TL’lik kısmının finans kuruluşundan temin edilen bağlı kredi ile ödenmesi halinde, eğer bu araç ayıplı olup da tüketici sözleşmeden dönmek isterse, ödediği bedelin 50.000-TL’lik kısmını satıcıdan ve/veya finans kuruluşundan isteyebilir. Bakiye 70.000-TL’lik kısmını ise sadece satıcıdan isteyebilir. Banka, 50.000-TL’lik kısım için satıcı ile birlikte müteselsilen sorumludur. Yani tüketici, 50.000-TL’lik kısım için hem satıcı hem de bankaya karşı hukuki yollara başvurabilir.

Bazen de tüketici, bedelde indirim hakkını kullanmak isteyebilir. Bu durumda bağlı kredi de bu oranda indirilir. Tüketicinin bedelde indirim hakkını kullandığı durumlarda hangi miktarda indirim yapılması gerektiği bilirkişi incelemesi ile anlaşılabilecek bir husustur. Yukarıdaki örnek üzerinden devam edecek olursa, yapılacak yargılama sonunda, 120.000-TL’lik bir araç için bedelde indirim yapılması gereken miktar 12.000-TL (%10) olarak bulunacak olursa, bağlı kredi de bu oranda (%10) indirilecek ve tüketici bankaya bu oran kadar az ödeme yapacaktır. Örneğin 50.000-TL’lik kredi için faizi ile birlikte 60.000-TL geri ödemede bulunması gereken tüketici, 60.000 değil de yüzde 10 eksiği olarak 54.000-TL geri ödemede bulunacaktır.

Konuya ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2010 yılında verdiği bir kararda ise şu ifadeler kullanılmıştır.

…az yukarıda da değinildiği gibi, … kredi veren, ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumlu olup, bu sorumluluk, malın sadece, hiç ya da gereği gibi teslim edilmemesi ile sınırlı değildir. O halde mahkemece hükmedilen alacağın kredi veren davalı şirketten de müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekir…

Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Alıntı yaptığınıza ilişkin link vermek suretiyle makalemizi paylaşabilirsiniz. Kaynak belirtmeksizin makalelerimizden alıntı yapılması durumunda yasal işlem başlatılmaktadır.

“Bağlı Kredi (Taşıt/Konut) Sözleşmeleri ve Kredi Veren Kurumun Ayıptan Sorumluluğu” için 4 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir