2. (İkinci) El Ticari Araç Satışında Ayıp

İkinci el araç satışları, beraberinde, alıcı ve satıcıya bir takım yükümlülükler getirmektedir. Bu yükümlülüklerin en başında satıcının ayıptan sorumluluğu gelmektedir. Bu makalemizde 2. el ticari araç satışında ayıp konusunu ele alacağız.

2. el araç satın alan tacirlerin (gerçek kişiler veya şirketler) satın aldıkları bu araçlarında karşılaştıkları ayıplar sebebiyle haklarının neler olduğunu, 2. el ticari araç satışında ayıp ortaya çıktığında bu haklarını nasıl kullanabileceklerini, 2. el ticari araç satışında ayıp ihbarının ne şekilde ve ne zaman yapılması gerektiğini, uygulamada hangi konularda yanlışlar yapıldığını anlatmaya çalışacağız.

1- TACİR NEDİR?

Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Tacir, gerçek kişi olabileceği gibi, ticaret şirketi şeklinde de olabilir. Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.

Esnaf faaliyetini aşar düzeyde bir ticari işletmeyi kendi adına işleten kişiler ve ticari şirketler adına satın alınan 2. el ticari araç satışında ayıp, bu makalenin konusudur. 

2. el araç almanıza rağmen;

2- AYIP NEDİR?

“Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.” (TBK. m. 219)

2. el ticari araç satışında ayıplara örnek olarak; aracın sigorta kayıtlarında pert veya hasar kaydının bulunması, bazı parçalarının boyalı/değişmiş olması, şasesinde doğrultma olması, sunroofun çalışmıyor olması, kapılarının kilitlenmiyor olması, kilometresinin düşürülmüş olması, şanzımanında arıza olması, kayıtlarında haciz veya yakalama veya rehin şerhi olması vs. durumlarda araçta ayıp mevcut demektir.

Elbette ayıp burada sayamayacağımız başkaca örneklerde de söz konusu olabilir. Ayıp deyiminden anlaşılması gereken arıza, kusurdur. Alıcı tacir tarafından bilinseydi, aracın, alınmayacağı veya daha düşük bedelle satın alınması gerektiği söylenebilen her durumda araçta ayıp mevcut demektir.

İkinci el araç satın alan bir çok tacir (gerçek kişi tacirler veya ticari şirketler), satıcının, 2. el ticari araç satışında ayıptan (arıza veya sorun veya hukuki kısıtlamalar) dolayı sorumlu olmadığını düşünür. Araç satın aldıktan sonra bir sorunla karşılaşan alıcılar, durumu satıcıya izah ettiklerinde, satıcının “imzayı attın, bitti!” veya “ben sana satarken sorun yoktu” gibi ifadeleri karşısında kendilerini çaresiz hissederler. Oysa ki, satıcı, ticari araç satışında ayıp hükümleri gereği alıcıya karşı kanun gereği sorumludur.

Fakat 2. el ticari araç satışında her ayıp dolayısıyla satıcının sorumluluğu bulunduğu söylenemez. Bir takım ayıplar (örneğin, satım anında alıcı tarafından bilinen ayıplar) ya satıcının sorumluluğunu gündeme getirmez ya da bu ayıpların uygun şekilde ileri sürülmemesi halinde satıcının sorumluluğuna başvurmak mümkün olmaz. Özellikle ayıbın incelenmesi ve satıcıya ihbarı konusunda tacirlerin (gerçek kişi tacirler veya ticari şirketlerin) çok dikkatli davranmaları gerekir. Nitekim Türk Ticaret Kanunu, sıradan vatandaşlara nazaran tacirlere, çok daha fazla yükümlülük yüklemiştir.

3- SATIŞ ANINDA ALICI TARAFINDAN BİLİNEN AYIPLAR:

Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tacir tarafından bilinen ve ayıplardan sorumlu değildir. Örneğin satıcı, alıcıya, araçta 3 parçanın boyalı olduğunu veya aracın hasar kayıtlı olduğunu bildirmiş olabilir. Bu durumda satıcının 2. el ticari araç satışında ayıptan dolayı sorumluluğu bulunmamaktadır. Fakat araçtaki ayıpların alıcıya bildirildiğinin ispat yükü satıcıdadır. Örneğin, aracın internette yer alan ilanında, 3 parçasının boyalı olduğu belirtilmiş, alıcı da satıcı ile bu ilan vasıtasıyla buluşup bir araya gelerek aracı satın almış ise, artık, bu boyalı parçalardan haberinin olmadığını ileri süremez ne var ki 3 parçasının boyalı olduğu belirtilmesine rağmen 4 veya daha fazla parçada boya var ise alıcı elbette, kanunun, kendisine tanıdığı ve aşağıda ele alacağımız haklarını kullanabilecektir.

4- NOTER SATIŞ SÖZLEŞMESİNDEKİ KAYITLAR:

Birçok kişi, noter satış sözleşmesindeki, satışa konu aracın “mevcut haliyle görerek ve beğenerek alındığına” dair kayıtlar karşısında satıcıya dava açamayacaklarını düşünür. Bu kayıtlar, ancak, gözle görülebilir (açık) ayıplar açısından bağlayıcıdır. Örneğin satış anında aracın camında çatlak varsa veya bir lastiği yıpranmışsa bu (duyu organlarıyla yapılan basit kontrolle anlaşılabilen) ayıplar dolayısıyla satıcıya dava açmak mümkün olmaz. Fakat araçtaki boya, kaporta veya motor ile ilgili tüm (gizli) ayıplar noterde düzenlenen araç satış sözleşmesindeki kayıtlardan etkilenmeksizin dava konusu yapılabilir. Çünkü bu tür ayıplar gözle görülmezler.

5- 2. EL TİCARİ ARAÇ SATIŞINDA AYIP, 8 GÜN İÇİNDE İNCELENMELİDİR.

İster gerçek kişi isterse bir ticari şirket olsun, tacirler, “2. el ticari araç satışında ayıp”ları incelemek veya yetkili kimselere inceletmekle yükümlüdür. Aksi takdirde haklarını kullanmaları tehlikeye girebilir.

Ticari olmayan satışlarda alıcılara yüklenmeyen bu yükümlülük tacir olan alıcılara Türk Ticaret Kanunu’nun şu ifadeleri ile yüklenmiştir:

“Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür”

Türk Ticaret Kanunu’nun güncel haline buradan ulaşabilirsiniz.

5.1- Bu inceleme nedir, nasıl yapılır?

Basiretli davranması kanun gereği olan tacirler (gerçek kişi tacirler veya şirketler) satın aldıkları ikinci el araç için, herkesçe bilinen incelemeleri yapmakla yükümlüdür. Örneğin, aracın TRAMER kayıtlarını sorgulamak, araç üzerinde ekspertiz incelemesi yaptırmak, aracın trafik kayıtlarını, sigorta kayıtlarını ve TÜVTÜRK kayıtlarını sorgulamak tacirlerin yapması gereken işlemlerdir.

Hemen belirtmek gerekir ki, buradaki alıcı tacir olmasa idi, asla böyle incelemeleri yapma yükümlülüğünde olmayacaktı. Örneğin sıradan bir vatandaş, satın aldığı bir aracın hiçbir ayıbını inceleme veya inceletme yükümlülüğü altında değildir, fakat tacirler satın aldıkları 2. el aracın ayıplarını 8 gün içinde araştırmak ve ortaya çıkan ayıpları satıcıya ihbar etmekle yükümlüdür. Aksi halde, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulama alanı bulur.

“Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak satılanda olağan bir gözden geçirme ile ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa hemen satıcıya bildirilmelidir. Bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.” 

Demek ki tacir, satın aldığı aracı, 8 gün içinde, hem gözden geçirme külfeti altındadır hem de durumu alıcıya bildirmekle yükümlüdür. Bildirmezse bu ayıplar dolayısıyla hak iddia edemez.

5.2- İnceleme yapılmasına rağmen ortaya çıkmayan ayıplar meselesi:

Tacir, üzerine düşen incelemeleri yapmasına rağmen satın aldığı araçtaki ayıp daha sonra ortaya çıkmış olabilir. Bu nasıl mümkün olabilir? Örneğin satış tarihinde aracın trafik kayıtlarında veya sigorta kayıtlarında herhangi bir sorun olmamasına rağmen bu tür kayıtlara sonradan eklenmiş hususlar da ayıp teşkil ederler. Elbette tacir, satın aldığı aracı her gün sorgulamak zorunda değildir.  Bu tür ayıplar sonradan ortaya çıktığında durumun yine 8 günlük süre içerisinde alıcıya bildirilmesi gerekir.

6-  İNCELEME SONRASINDA AYIPLA KARŞILAŞILIRSA NE YAPILMALIDIR?

6102 sayılı TTK’nun 18/3. maddesine göre; “Tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden düşmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığı ile taaahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.”

7- AYIP İHBARI TANIKLA İSPAT EDİLEMEZ.

Madde metninde yer alan (noter aracılığı ile taaahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile) şekilde yapılmayan ayıp ihbarı geçersizdir. Bu ayıbın başka şekillerde ihbar edildiği tanıkla dahi olsa ispat edilemeyecektir.

Bu konuda olmak üzere Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2017 yılında verdiği bir kararında şu ifadeleri kullanmıştır: Tacirler arasındaki ayıplı mal satışından kaynaklanan uyuşmazlıklarda ayıp ihbarının tanıkla ispatı kabul edilmemektedir.

7.1- Ağır kusurlu satıcılar ise ayıp ihbarının süresinde olmadığı savunmasına dayanamazlar.

Bu konuda olmak üzere bir Yüksek Mahkeme kararında şöyle denilmiştir: “ Ne var ki 6098 sayılı TBK’nun 225. maddesinde ağır kusurlu olan satıcının, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulumayacağı, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hükmün geçerli olduğu hükme bağlanmıştır.”

7.2- Ağır kusurlu satıcı ne anlama gelmektedir?

Örneğin, araç, satıcının elinde iken perte ayrılmış ve daha sonra toplanarak tacire satılmış olabilir.

Ağır kusur (iğfal) halinde alıcı, ticari satımdaki ayıp ihbar sürelerine (2 ve 8 günlük süreler) uyulmaksızın, kanundan doğan haklarını kullanabilir.

Örneğin, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2017 yılındaki bir kararında şu ifadelere yer vermiştir:

“Mahkemece, … davalı …Ltd. Şti.’ nin galerisinde satışa sunulan aracın davalı diğer şirket tarafından haricen davacıya satıldığı, aracın önemli hasara maruz kalıp onarım görmüş olmasına rağmen hasarsız olduğu söylenip, gerçekte 300.000 kilometrenin üzerinde olmasına rağmen sayaç üzerindeki oynama ile 80785 kilometre olduğu bildirilmek suretiyle gizli ayıplı şekilde satıldığı, benimsenen bilirkişi raporuna göre araçtaki gizli ayıp nedeniyle davacının uğradığı zarar tutarının 6.785.58.-TL olduğu, aracın tamirde geçen 10 günlük süre nedeniyle de davacının 2.000.00.-TL zarara uğradığı, bu nedenlerle davacının uğradığı toplam zarar tutarının 8.785.58.-TL ye ulaştığı anlaşıldığından taleple bağlı kalınmak suretiyle 7.500,00.-TL’nin davalı şirketlerden tahsiline” karar verilmiş, bu kararın Yargıtay tarafından da uygun olduğu belirtilmiştir.

7.3- Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplarda durum nedir?

Bu durumda ikili bir ayrım yapmak gerekir:

7.3.1 Araç, sıradan bir vatandaştan satın alındıysa:

Sıradan vatandaşlar, araç alım satım işini meslek haline getirmemiş kişilerdir. Örneğin bir öğretmen, bir doktor, bir asker veya bir esnaftan alınan araçlarda durum böyledir.

a) Aracın perte ayrılması veya kilometresinin düşürülmesi işlemi bu sıradan vatandaş elinde iken gerçekleşmemişse; alıcı tacirin ayıpları en geç 8 gün içinde ihbar yükümlülüğü söz konusudur.

b) Aracın perte ayrılması veya kilometresinin düşürülmesi işlemi, bu sıradan vatandaş elinde iken gerçekleşmişse; burada alıcı tacirin ayıpları 8 gün içinde ihbar yükümlülüğü söz konusu değildir.

Çünkü bu durumda satıcı, ağır kusurlu olup, ayıpları gizleyerek satış gerçekleştirmiştir.

7.3.2 Araç, satıcılığı meslek edinmiş kişilerden (galericiler veya araç satım işiyle uğraşan şirketlerden) satın alındıysa:

Galericilerin, veya otomotiv sektöründe faaliyet gösteren ticari şirketlerin araç alım satım işini meslek/faaliyet edindiği kabul edilir.

Aracın perte ayrılması veya kilometresinin düşürülmesi işlemi, ister araç sıradan bir vatandaş elinde iken isterse satıcılığı meslek edinmiş kişi elindeyken gerçekleşmiş olsun bu durumda satıcı ağır kusurludur ve tacirin ayıpları 8 gün içinde ihbar yükümlülüğü söz konusu değildir. Çünkü bu durumda, araçtaki bu ayıbın satıcılığı meslek edinmiş kişi (galerici veya ticari şirket) tarafından bilinmesi gerekirdi. Bilinmiyor oluşu onu sorumluluktan kurtarmaz.

Daha basit bir anlatımla, bir tacir (gerçek kişi veya ticari şirket) aracı, araç alım-satım işini meslek edinmiş kişilerden satın aldıysa, 8 günlük sürede ayıbı ihbar etmemiş dahi olsa, bu kişiye karşı dava açabilir.

İkinci el bir araç için olmak üzere Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2017 tarihli bir kararında şu ifadeler yer almaktadır:

“Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan ikinci el kamyonet aracı satın aldığını, araç satılırken hasarsız olduğunun beyan edildiğini, ancak aracın kazalı olup fazla ödeme yapıldığını, bu haliyle ayıplı durumda olduğunu ileri sürerek fazla ödenen bedelinin iadesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili davanın reddini istemiştir.

Davacı ile davalı arasındaki resmi satış sözleşmesi 12.03.2013 tarihli olup sözleşmede “alıcının bu aracı halihazır durumu ile görüp beğenerek ve bedelini tamamen ödeyerek teslim aldığı” şeklinde düzenleme mevcut olup davacı, aracı mevcut hali ile satın almıştır. Diğer yandan satış ikinci el araç satışı olup satıcı tarafından ayrıca bir garanti taahhüdü verildiğinin davacı alıcı tarafından kanıtlanması gerekir. Somut olayda sunulan deliller dikkate alındığında, davanın reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.”

8- Ticari nitelikteki araçlar ile ilgili davalar Ticaret Mahkemelerinde veya o yerde Ticaret Mahkemesi bulunmuyorsa Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülür.

Örneğin, ticari taksi olarak kullanılan araçlar ile ilgili davalar Ticaret Mahkemelerinde görülür.

9- Ticari nitelikte olmasa dahi, tacirlerin satın aldığı ikinci el araçlar ile ilgili tüm davalar Ticaret Mahkemelerinde veya o yerde Ticaret Mahkemesi bulunmuyorsa Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülür.

Ayıplı araç satışından kaynaklanan davalarda her iki taraf da tacir ise bu durumda uyuşmazlık 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında değerlendirilemez. Nitekim, her iki tarafın da (alıcı ve satıcı) ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.

10- Tacirin işlerinin ticari olması esastır.

İkinci el bir araç, tacir olmayan bir kimseden ve hatta ticari değil binek otomobil olarak satın alınsa dahi, aracı satın alan şirket veya gerçek kişi tacir ise taraflar arasındaki alım-satım ilişkisi ticari satış kapsamındadır. Bu davalar da Ticaret Mahkemelerinde görülür.

11- TİCARİ SATIŞLAR İLE İLGİLİ EMSAL BİLİRKİŞİ RAPORU:

Bir müvekkilimizin, 2014 yılında, 100.000-TL bedel ile satın aldığı fakat daha sonrasında, ağır hasar kayıtlı olduğunu öğrendiği bir kamyon için, makine yüksek mühendisi tarafından, mahkeme dosyasına sunulan bilirkişi raporu şu şekildedir:


Görüldüğü üzere raporda, bu kamyonun, hasarsız haldeki emsal değeri 130.000-TL, hasar kayıtlı haldeki emsal değeri 100.000-TL olarak bulunmuştur.

Eğer sizler de, bu makalemizde anlatılan veya benzeri problemler yaşamaktaysanız, ülke geneline yayılan çalışma arkadaşlarımız ile sizlere yardımcı olabiliriz. Bunun için “Bize Ulaşın” bölümünü kullanabilirsiniz.


Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Alıntı yaptığınıza ilişkin link vermek suretiyle makalemizi paylaşabilirsiniz. Kaynak belirtmeksizin makalelerimizden alıntı yapılması durumunda yasal işlem başlatılmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir