Ayıplı Araçlarda Tüketici Hakları

Bu makalemizde, sıfır olarak satın alınmış ayıplı araçlarda tüketici hakları, sıfır kilometre araç satın alan tüketicilerin araçlarında ortaya çıkan hatalar/arızalar sebebiyle başvurabilecekleri hukuki yollar hakkında açıklama yapmaya çalışacağız.

Bu hata, sorun, arıza veya problemlere hukuk dilinde “ayıp” adını veriyoruz. Makale içeriğindeki “ayıp” sözcüğünden anlaşılması gereken; bir hata, sorun, problem veya arızadır. Bu hata veya arızalar, münferit olabileceği gibi kronik sorunlar da olabilir. İster daha önce görülmemiş isterse kronik olsun sıfır araçlardaki bu ayıplar karşısında tüketicilerin ne gibi hakları olduğunu anlatmaya çalışacağız.

Sıfır Kilometre Ayıplı Araçlarda Tüketici Hakları nelerdir?

“Ayıp kavramı ile satılan malda ortaya çıkan ve alıcının o maldan tümüyle ya da gerektiği gibi yararlanmasını engelleyen eksiklikler ve aksaklıklar gibi özürler ifade edilmek istenir.” (ZEVKLİLER Aydın / AYDOĞDU Murat, Tüketicinin Korunması Hukuku, B. 3, Ankara 2004, s. 104).

“Ayıp” maddi, hukuki ya da ekonomik eksiklik şeklinde ortaya çıkabilir.

Maddi ayıp, malın, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması, ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımaması, satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olmasıdır.

Hukuki ayıp, mal üzerinde hukuken bir kısıtlamanın varlığı (haciz, yakalama, el koyma kararı gibi) ile olur. Sıfır araçlarda genelde böyle bir ayıpla karşılaşılmaz.

Ekonomik ayıp ise; alıcının maldan beklediği yararlanma ve kullanma olanağını azaltan ve ekonomik değerini düşüren ayıplardır. (ZEVKLİLER Aydın, AYDOĞDU Murat; Tüketicinin Korunması Hukuku, Ankara, 2004, Sh.356)

Otomobilin, “objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması” deyiminden, ortalama bir tüketicinin her sıfır kilometre araçtan beklediği özelliklerin o araçta olmaması anlaşılmadır. Örneğin, sıfır kilometre satışı yapılan otomobillerin bazı bölümlerinin fabrika orijinal boyası dışında yeniden boyanıp bu işlem gizlenerek aracın o şekilde tüketiciye satıldığı görülmektedir. Bu gibi durumlarda, o aracın, objektif olarak sahip olması gereken özellikleri (boyasız olması) taşımadığı söylenir. Yine benzer şekilde, satın alındıktan bir kaç yıl içinde aracın şanzımanında ortaya çıkan bir arıza da ortalama bir tüketicinin beklemediği bir sorun olduğuna göre ayıp kavramına dahildir.

Yargıtay kararlarına yansıyan ve “ayıp” olarak nitelendirilen durumlara örnekler nelerdir?

Sıfır araçlarda tüketici haklarının devreye girdiği ve Yargıtay kararlarına yansıyan durumlara örnekler şu şekilde gösterilebilir.

  • “araçta seyir halindeyken sekme yaparak motorun stop etmesi-yokuşlarda stop etme-arıza lambalarının yanması ve göstergelerin tamamının sıfırlanması şeklinde arıza”
  • “aracın boya kalınlığının fabrikasyon değerlerinin üzerinde çıkması”
  • “aracının susuz kalıp hararet yapması ve motorun yanması”
  • “arıza lambasının yanması”
  • “araçtaki start/stop sisteminin alındığı andan bu yana sürekli arızalanması”
  • “aracın bagaj kapağında boydan boya bir çizgi ve boya çökmelerinin olması”
  • “aracın her iki tarafında marşpiyel bölgelerinde vernik soyulması olarak tabir edilen boya atma sorunu olduğu”
  • “aracın herhangi bir yerinden mutad (normal, alışılmış) olmayan yüksek bir ses gelmesi”
  • “aracın şanzımanının arızalı olması”
  • “aracın motorunun arızalı olması”

Yine, yukarıdaki örneklere ek olarak, ayıplar, aracın, koltuklarının kumaşında, motorunda, şasesinde, bagajında, kaportasında ya da şanzımanında ortaya çıkabileceği gibi normal kullanımdakinden farklı olarak bazı garip ve rahatsız edici seslerin duyulması dahi ayıp niteliğindedir. Araçlarda karşılaşılabilecek ayıp ve arızalara; aracın herhangi bir yerinden gelen garip bir ses, turbo sisteminde meydana gelen bir arıza, yağ keçelerinde/hortumlarında kaçak, fazla yağ veya yakıt sarfiyatı, motordaki güç kaybı, rölantinin düzgün olmaması, kaportasında göçük veya dalgalanma olması vb. durumlar örnek verilebilir. Görüldüğü üzere ayıp hemen her şekilde karşımıza çıkabilir. İşte bu gibi durumların hepsi sıfır aracın ayıplı olduğunu gösterir ve ayıplı araçlarda tüketici haklarını gündeme getirir.

Tüketicilerin, kanunda kendilerine tanınan haklarını kullanabilmeleri açısından önemli olan; ayıbın, kullanım hatası mı (veya dış etken kaynaklı mı) yoksa imalat/üretim kaynaklı mı olduğudur. Bu da bilirkişi incelemesi ile anlaşılacaktır.

AÇIK AYIP – GİZLİ AYIP AYRIMI:

Ayıpla ilgili olarak, “açık ayıp-gizli ayıp” ayrımı yapılır. Ayıbın açık ya da gizli olmasının sonucu olarak tüketicinin, ayıbı satıcıya bildirme süresi ve malın ayıplı olmasından dolayı sahip olduğu hakları kullanmasına ilişkin zamanaşımı bakımından farklılık arz etmektedir.

Açık ayıp, satın alınan malda teslim aldıktan sonra herhangi bir uzmanın yardımına gerek olmaksızın yapılacak basit bir muayene ile tespit edilebilen ayıplardır. Örneğin aracın camının çatlak olması, lastiğinin patlak olması gibi. Gizli ayıplar ise yapılacak basit bir muayene ile hemen tespit edilemez ve genelde malın (otomobilin) kullanılması ile ortaya çıkar. Uygulamada sıfır araçlarda karşılaşılan ayıpların neredeyse hepsi gizli ayıptır. 

ARACIN KULLANIM KILAVUZUNDAKİ KAYITLAR:

Bazı araçlar, imalattan kaynaklı gizli ayıplı olmalarına ve bu durum özellikle üretici tarafından da bilinmesine rağmen, ileri bir zamanda ortaya çıkması muhtemel bu ayıplar dolayısıyla sorumluluktan kurtulmak isteyen üreticiler, kullanım klavuzuna, bu tür ayıpların normal (olağan) olduğuna dair kayıtlar düşerler. Bu tür kayıtlar genelde aracın yağ/yakıt sarfiyatı ile ilgilidir.

Basit bir anlatımla, sıfır kilometre olarak satın alınan bir aracın, normal şartlar altında, yağ eksiltmemesi veya çok çok az miktarda yağ eksiltmesi kabul edilebilir ise de, aracın kullanım kılavuzundaki 1000 km.de 0,5 lt gibi yüksek miktarda yağ eksiltmesinin normal olduğuna dair kayıtlar, günümüz teknolojisi ile bağdaşmazlar. Tüketicilerin, bu gibi durumlarda, bu kadar yüksek (1000 km.de 0,5 lt gibi) yağ eksiltmenin normal olduğuna dair kayıtlara aldırış etmemeleri gerekir. Nitekim bu gibi durumlarda açılacak davalarda kullanım kılavuzundaki bu kayıtların tüketici aleyhine kullanılamayacağı bilinmelidir. 

Bu konuda olmak üzere, bir Yargıtay kararında,

“Davacı, davalılardan satın aldığı aracın yağ eksiltmesi sorunu nedeniyle defalarca servise girdiğini …  yağ yakma sorununun giderilemediğini ileri sürerek aracın ayıplı olması nedeniyle iadesi ile satış bedeli olan …-TL’nin temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar araçtaki yağ eksiltme sorununun aracın kullanma klavuzunda belirtildiği üzere aracın niteliğinden kaynaklanan bir durum olduğunu ve aracın ayıplı olmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.

Mahkemece davanın kabulü ile, Dava konusu aracın davalılara iadesi ile iade tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte araç satış bedeli olan …-TL’nin davalılardan müştereken alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir. … davalıların temyiz itirazlarının reddi gerekir.” denilmiştir.

Görüldüğü üzere kullanım kılavuzunda belirtilen oranda yağ yaksa dahi mahkeme tüketiciyi haklı bulmuş ve bu karar Yargıtay tarafından da onanmış ve böylelikle kesinleşmiştir.

Halk arasında ise bu durum “kronik arıza” veya “kronik sorun” olarak nitelendirilir. Özellikle bu şekildeki araçlarını kullanmak istemeyen kişilerin, bu araçları bu gibi nitelendirmelerle satmak istediklerini görürsünüz. Evet, araçtaki bu ayıp, kronik bir sorun olabilir. Kronik sorunlu bir aracın ayıplı olduğu ise tartışma götürmez. O halde bu şekildeki araçlara sahip olan kişiler ya haklarını aracı kendilerine sıfır olarak satan satıcıdan talep etmeli ya da aracı satmak istiyorlarsa bu kronik sorunu aracı satın almaya aday kişiye bildirmeleri gerekir.

Diyelim ki günümüz teknolojisi ile birlikte düşünüldüğünde yağ yakan veya olağanın haricinde fazla yağ yakan bir araç tüketici tarafından bu özelliği bilinmeyerek sıfır km satın alınmış olsun. Tüketici, bu ayıplı araç satışından doğan haklarını satıcıya veya ithalatçıya veya üreticiye karşı kullanmak istemez ve bu durumu aracı satmak isteğinde alıcıya söylemezse, ayıplı bir araç satmış olur ve sattıkları kişiye karşı ayıptan doğan sorumluğu bulunur. Bu sorumluluk konusunda detaylı bilgileri 2. (İkinci) El Araç Satışında Satıcının Ayıptan Sorumluluğu isimli makalemizden öğrenebilirsiniz.

AYIPLI ARAÇLARDA TÜKETİCİ HAKLARI NELERDİR?

Ayıplı araçlarda tüketici hakları nelerdir? Ayıplı araçlarda tüketici haklarını ne şekilde kullanmalıdır?

Ayıplı araçlarda tüketicinin seçimlik hakları, 6502 sayılı kanunun 11. maddesinde (önceki Tüketici Kanunu’na ve Türk Borçlar Kanunu’na paralel biçimde) şu şekilde düzenlenmiştir. Buna göre ayıplı araçlarda tüketici;

  • BEDEL İADESİNİ DE İÇEREN SÖZLEŞMEDEN DÖNME veya

  • MALIN AYIPSIZ MİSLİYLE DEĞİŞTİRİLMESİ veya

  • AYIP ORANINDA BEDEL İNDİRİMİ veya

  • ÜCRETSİZ ONARIM

haklarına sahiptir. SATICI, TÜKETİCİN TERCİH ETTİĞİ BU TALEBİ YERİNE GETİRMEKLE YÜKÜMLÜDÜR.

Tüketicinin talep edebileceği bu 4 seçimlik hakkın her biri hakkında detaylı açıklamaları diğer makalelerimizde bulabilirsiniz. Bu seçimlik haklar hakkında açıklama yapmadan önce, “garanti süresi içerisinde araç arızalandığı takdirde onarım hakkının kullanılmasının şart olduğu yanılgısı” üzerinde durmamız gerekmektedir.

GARANTİ SÜRESİ İÇERİSİNDE ARAÇTA BİR AYIPLA KARŞILAŞAN TÜKETİCİNİN ONARIM HAKKINI KULLANMASI ZORUNLU DEĞİLDİR. Bunun bir zorunluluk olduğu düşüncesi tamamen hatalıdır. İster otomobil, ister telefon, ister tencere/tava olsun tüketici, malda bir ayıpla karşılaşınca 4 seçimlik haktan istediğini kullanabilir. Yeter ki kullanmak istediği bu hak dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil etmesin. Fakat ne yazık ki ülkemizde, satıcılar, tüketicileri aydınlatma yükümlülüklerini yerine getirmedikleri için tüketiciler de ayıplı (arızalı/kusurlu) malları ile ilgili olarak -özellikle garanti süresi sona ermemiş ise- onarım hakkını kullanmak zorunda olduklarını düşünmekte ve kendilerini servislerin inisiyatifine tabi kılmaktadırlar.

“Ayıbın Önemi” Meselesi:

Yukarıda, satın aldığı ayıplı araçta tüketicinin kullanabileceği seçimlik haklarının neler olduğunu ifade etmiştik. Kural olarak tüketici, bu seçimlik haklardan dilediğini kullanabilir ise de, maldaki ayıbın önemsiz olduğu durumlar, bu seçimlik haklardan sözleşmeden dönme ve ayıpsız misli ile değişim haklarını kullanmasına engel olabilir.

Peki maldaki ayıbın önemli olup olmadığı nasıl anlaşılacaktır?

Dürüst bir alıcı, araçtaki ayıbı bilseydi bu aracı satın almayacaktı veya daha ucuza satın alacaktı denilebiliyorsa ayıp önemli sayılır. Kolayca fark edilen veya düşük masraflar ile giderilebilen ayıplar önemsizdir. Örneğin, satın alınan aracın cam silecek lastiklerinin bulunmaması ayıbın önemsiz olduğunu gösterir. Nitekim bu ayıp kolay fark edilir ve düşük bir masrafla giderilebilir. Peki ayıp önemsiz ise, tüketici hiçbir hakkını kullanamaz mı? Elbette önemsiz ayıplarda dahi tüketici, seçimlik haklarından ayıp oranında bedel indirimi veya ücretsiz onarım hakları kullanılabilir.

AYIPLI ARAÇLARDA TÜKETİCİ HAKLARI KONUSUNDA AÇIKLAMALAR:

1- “BEDEL İADESİ” HAKKI:

Ayıplı araç sahibi tüketicinin, sözleşmeden dönme hakkını kullanmasıyla, tüketici ile satıcı arasındaki “araç alım satım sözleşmesi” ortadan kalkmaktadır. Sözleşme ortadan kalktığına göre tarafların birbirlerine verdiklerinin (tüketicinin ödediği satış bedelinin ve satıcının teslim ettiği aracın) dayanağı kalmaz. Dolayısıyla taraflar, daha önce verdiklerini geri isterler. Bu hak, sadece satıcıya karşı ileri sürülebilir zira tüketici ile ithalatçı veya üretici arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır.

Sıfır kilometre satın alınmış olup da, yağmur sularının aracın içine girmesi şeklindeki bir ayıptan kaynaklı olarak sözleşmeden dönme ve bedelin iadesi talebi ile açılan bir dava ile ilgili örnek olması açısından, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2018 yılında verdiği bir kararda şu ifadelere yer verilmiştir:

“DAVA: Davacı, 2012 tarihinde, davalı ….’nin ithalatçısı olduğu, diğer davalı … Turistik İşletmeler ve Otomativ Tic. ve Ltd. Şti.’nin yetkili satıcısı olduğu 2012 model … marka sıfır km aracı satın aldığını, 19/06/2014 günü yağışlı havada seyir halinde iken aracın sunroof (tavan) bölgesinden su sızdığını farketmesi üzerine 24/07/2014 tarihinde aracı yetkili servise götürdüğünü, iş emrinde aracın taban döşemelerinin ıslandığının kayda geçtiğini, sorunun giderildiği söylenerek aracı teslim aldığını, 22/08/2014 tarihinde araçta yeniden aynı problemin çıktığını, aynı gün servise götürdüğünü düzenlenen iş emrinde bu kez aracın sunroof çerçevesinin değiştirildiği söylenerek aracı teslim aldığını, 14/03/2015 tarihinde yine yağışlı havada yağmur sularının araca girdiğini 24/03/2015 tarihinde aracı servise götürdüğünü iş emrinde aracın sunroofundan damlayan suların arka koltukta biriktiğinin yazıldığını, sunroofun çerçevesinin değiştirildiğini, 0 km satın aldığı araçta aynı sorunun devamlı çıkmasının kabul edilemeyeceğini aracın ayıplı olduğunu, üretim hatasından kaynaklı ayıp nedeniyle aracın satış bedeli olan 73.598,62 Euronun temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ve ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. 
Yerel mahkemece, aracın gizli ayıplı olduğunun kabulüyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
… yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, … oybirliğiyle karar verildi.”

Tarafımıza en çok yöneltilen sorulardan biri, bu hakkını kullanmak isteyen kişinin, dava açtıktan sonra aracını, kullanmaya devam edip edemeyeceği yönündedir. Bu davalarda, tüketiciler, ödedikleri araç bedelini iade alana kadar aracı teslim etmek zorunda olmadıklarını dolayısıyla aracı kullanabileceklerini bilmedirler. Nitekim satıcı da, tüketiciden aldığı satım bedelini kullanmakta ve mahkeme kararı ile zorlanana kadar satım bedelini iade etmemektedir.

1.a- Mahkemece, satım bedelinin davacı tüketiciye ödenmesine karar verilmesi gerekirken, ayıplı otomobilin de satıcı davalıya iadesine karar verilmelidir.

Aynı anda yerine getirme kuralı gereğince taraflar (tüketici ve satıcı) yükümlülüklerini (bedeli geri ödeme ve aracı iade etme) aynı anda yerine getirecektir.

1.b- Faiz başlangıç tarihi nedir?

Ayıplı araç tüketicinin kullanımında kaldığı sürece satım bedeline faiz işlemez. Bu, “mal bedelsiz para faizsiz” ilkesinin bir sonucudur. Fakat tüketici, bazı durumlarda, aracı bayiye veya servise teslim ederek sözleşmeden dönüp bedel iadesini talep etmiş veya bazı durumlarda araç kullanılamayacak hale gelmiş olabilir. Örneğin, araçtaki ayıp, aracı kullanılmayacak bir hale getirmişse veya tüketici, ayıplı aracı, bayiye (veya servise) teslim etmiş ise, bu günden kendisine ödeme yapılacağı güne kadar faiz talep edebilir. Aksi durumda (tüketici ayıplı aracı kullanmaya devam ediyorsa) faiz, ancak, aracın satıcıya teslim edildiği tarihten itibaren işleyecektir.

Tekrar belirtmek gerekirse, tüketici, dava açtıktan sonra araç bedelini geri alana kadar aracı teslim etme yükümlülüğünde değildir. Aracı kullanmaya devam edecekse faiz talep edemeyecek, araç kullanılmaz halde olur veya satıcıya teslim ederse, faiz talep edebilecektir.

Yargıtay, bir kararında, faiz konusuna şu şekilde açıklık getirmiştir:

“Dava, ayıp nedeniyle tüketicinin açtığı seçimlik hakların kullanılması istemine ilişkindir. Dava konusu araç davacı tarafından halen kullanılmakta olup iade edilmediğine göre, birlikte ifa kuralları gereğince davacı ancak aracın davalıya iadesi tarihinden itibaren faiz talep edebilir.

Bir başka kararda ise;

“… 2-Davalının temyizi yönünden; mahkemece araç bedeline hükmedildiğine göre, birlikte ifa kuralı gereğince aracında davalıya iadesine ve faizin aracın iadesi tarihinden itibaren yürütülmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.”

Görüldüğü üzere, tüketici, onarım hakkını kullanmasına rağmen, araç onarılamamış ve kendisine teslim edilememiş ise aracın bedeli veya misli ile değişimi talep edilebilir ve bu durumda faiz aracın, onarım için servise teslim edildiği itibaren işlemeye başlar.

1.c- Uygulanacak faiz türü nedir? Aracın satıcıya teslim edildiği tarihten itibaren uygulanacak olan faiz türü reeskont avans faizidir. Yasal faizden daha yüksek oranlı bu faiz türünün uygulanması da tüketici lehine bir uygulamadır.

Tüketicinin bu hakkı kapsamında daha detaylı bilgilere Sıfır Araçta “Bedel İadesi” Hakkı başlıklı makalemizden ulaşabilirsiniz.

2- “AYIPSIZ MİSLİ İLE DEĞİŞİM” HAKKI:

Sıfır kilometre olarak satın alınmış ayıplı araçlarda tüketicinin seçimlik haklarından bir diğeri, “imkan varsa” malın “ayıpsız misli ile değiştirilmesi” hakkıdır. “İmkan varsa” ifadesinden anlaşılması gereken, mahkemece değişim kararı verildiğinde, eğer böyle bir araç mevcut değilse o zaman satıcı, üretici veya ithalatçı böyle bir aracın değerini tüketiciye vermek zorundadır. “Ayıpsız misli ile değişim” ifadesinden anlaşılması gereken ise, aynı aracın (aynı marka, model, donanım özelliklerinde) ayıpsız olanının tüketiciye verilmesidir.

Aracın ayıpsız misli ile değişimine karar verilmesine rağmen, satıcı (veya diğer sorumlular) aracın ayıpsız mislini rızası ile vermezse, aleyhine icra takibi başlatılır ve mahkeme kararını infaz etmek için (icra takibine geçmek için) kararın kesinleşmesi beklenmez. Yani ayıplı aracın ayıpsız misline veya o anki değerine kavuşmak sanıldığı kadar uzun bir süre almaz.

Ayıpsız misli ile değişim talep eden tüketici dava açtıktan sonra dahi aracı kullanmaya devam edebilir. Zira davalı da tüketicinin ödediği satış bedeli olan parayı kullanmaya devam etmektedir. Tüketici, baştan beri sözleşmeyi ayakta tutarak malın ayıpsız bir yenisi ile değiştirilmesini istediğine göre, ayıpsız yeni mal kendisine teslim edilinceye kadar, elindekini iade yükümlülüğü altında değildir. Az yukarıda belirtildiği gibi, tüketici, sözleşmeden dönme hakkını kullandığında da, satıcı, satış bedelini iade etmedikçe aracı iade yükümlülüğü altında değildi.

Yukarıda izah etmeye çalıştığım koşullara uygun bir dava sonucunda verilen mahkeme kararı (aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi) icra dairesine sunulduğunda satıcının elinde çoğu zaman olduğu gibi davaya konu bir aracın ayıpsız misli bulunmayabilir. Örneğin dava konusu araç … Marka 2014 model olup, dava, 2017 yılında sonuçlandığında, satıcının elinde 2014 model kullanılmamış bir araç bulunması çok zordur.

Bu durumda icra müdürlüğü, borsa veya ticaret odası gibi yerlerden sorarak bu aracın değerini belirleyecektir. Örneğin “0” (sıfır) kilometre araç fiyatı bayide 150.000-TL ise aynı teknik özelliklere ve donanıma sahip ayıpsız mislinin değeri de yaklaşık 150.000-TL olacaktır. Önemle belirtmek gerekir ki aranan değer, aracın ikinci el (kullanılmış) değeri değildir. Söz konusu aracın o güne kadar tüketici tarafından kullanılmasının veya yaptığı on binlerce kilometrenin de hiçbir önemi yoktur. Nitekim satıcı da tüketiciden aldığı satış bedelini kullanmıştır.

Ayıplı aracın teknik donanımları ile emsal alınan aracın fiyata etkili teknik donanımları karşılaştırılarak, ayıplı araçta bulunmayan özelliklerin değerleri tespit edilip, bu karşılığın haciz tarihindeki sıfır kilometre aracın değerinden mahsubu suretiyle ayıpsız araç yerine talep edilebilecek miktarın bulunması gerekir. Eğer ayıplı araçtaki donanım, sıfır kilometre araçta bulunan donanım ile aynıysa, tüketiciye ödenmesi gereken değer işte bu sıfır kilometre aracın değerine çok yakın olacaktır.

Bu konuda olmak üzere Yargıtay, bir kararında şöyle demiştir:

“Bu durumda mahkemece, davaya konu ayıplı aracın teknik donanımını gösteren bilgi ve belgelerin ( araç kataloğu, kitapçığı vb) temin edilerek bu araçtaki özellikler ile haczin yapıldığı tarihteki aynı marka ve model ( sıfır kilometre) aracın yine teknik donanımını gösteren bilgi ve belgelerin (araç kataloğu, kitapçığı vb) getirtilerek (bilirkişi incelemesiyle) fiyata etkili teknik donanımlarının karşılaştırılması, bu suretle ayıplı araçta bulunmayan özelliklerin değerleri tespit edilip, bu karşılığın haciz tarihindeki sıfır kilometre aracın değerinden mahsubu suretiyle ayıpsız araç yerine talep edilebilecek miktarın bulunması gerekir.”

Borsa veya ticaret odasından sorularak belirleneceğini belirttiğimiz bu değere icra mahkemesinde itiraz mümkündür. İcra mahkemesi ise, bilirkişi incelemesi yaptırarak aracın değerini belirleyecektir.

İşte bu şekilde araç değeri belirlendikten sonra tüketici aracı karşı tarafa (satıcı, ithalatçı gibi) iade edecek karşı taraf da belirlenen bedeli tüketiciye iade edecektir. Tarafların edimi aynı anda gerçekleştirilmesi gereken edimlerdendir.

Tüketicinin bu hakkı kapsamında daha detaylı bilgilere Sıfır Araçta “Değişim” Hakkı başlıklı makalemizden ulaşabilirsiniz.

Kaza vb. sebeplerden dolayı araçta meydana gelen değer kaybı sorunu:

Ayıplı araç tüketicinin kullanımında iken, tüketici bu araçla kazaya karışmış olabilir. Kaza veya başka bir sebepten, araçta meydana gelmiş değer kaybının tespiti ile bu değerin tüketici tarafından satıcıya ödenmesi gerekir.

Yargıtay bu konuda, “Kaza nedeniyle araçta değer kaybı meydana geldiği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, mahkemece davacının yaptığı kazalar nedeniyle araçta oluşan değer kaybı araç konusunda uzman bir bilirkişi yada bilirkişi kurulundan alınacak raporla belirlenerek belirlenen bu bedelin ödenmesi şartı ile misli ile değişim kararı verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup …” şeklinde karar vermiştir.

3- “BEDELDE İNDİRİM” HAKKI:

Tüketici dilerse, malın ayıplı olması halinde, ödediği satış bedelinden indirim yapılmasını da talep edebilir. Bedelde indirim bir diğer deyişle aracın değer kaybıdır. Bedelde yapılacak indirim, nisbi metot yöntemi ile bulunacaktır. Örneğin tüketici 100.000-TL.ye satın aldığı araçta bir ayıpla karşılaşınca, bilirkişi, malın ayıplı değerini 90.000-TL, ayıpsız değerini ise 105.000-TL olarak belirlemiş olsun.

O halde tüketiciye ödenecek indirim bedeli = 100.000 – (100.000/105.000 x 90000) = 14.285-TL olacaktır.

Eğer bilirkişi, genelde uygulamada olduğu gibi malın ayıpsız değerini, satım bedeli ile aynı (100.000-TL) olarak belirler ise bu kez tüketiciye ödenmesi gereken tutar = 100.000-90.000 = 10.000-TL olacaktır.

Garanti süresi sona erdikten sonra ortaya çıkan yeni bir ayıpla ilgili olmak üzere, konuya ilişkin bir Yargıtay kararında şöyle denilmiştir:

“Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde, “çekişten düşmesi”nin imalat kaynaklı olduğu saptandıktan sonra, aracın imalattan kaynaklı bu arızası nedeniyle araçta meydana gelecek değer kaybı hesaplanmamıştır. Bu durumda mahkemece, araçtaki “çekişten düşme” kusuru nedeniyle aracın değerinde meydana gelecek değer azalması konusunda bilirkişiden ek rapor aldırılarak değer kaybı belirlendikten sonra, ayıbın niteliğine göre davacının seçimlik haklarından aracın misli ile değişim hakkını kullanmasının iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığı, tarafların hak ve menfaatleri değerlendirilerek aşırı bir dengesizliğe neden olup olmayacağı, araçtaki ayıp nedeniyle dört seçimlik hakkından bedel indirim uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekir.”

Buradaki olayda araçta çekişten düşme sorunu yaşanmış fakat bu sorun garanti süresinin bitiminden sonra ortaya çıkmıştır. Garanti süresinin bitiminden sonra ortaya çıkan ayıplarda dikkat edilmesi gereken ilk şey, tüketicinin kullanacağı seçimlik hakların karşı taraf satıcının hak ve menfaatleriyle aşırı bir dengesizlik oluşturup oluşturmayacağıdır.

4- “ÜCRETSİZ ONARIM” HAKKI:

Yukarıda anlatıldığı üzere, sıfır araçlarında bir ayıpla karşılaşan tüketicinin, 4 seçimlik hakkından bir diğeri ücretsiz onarım hakkınıdır. TEKRAR BELİRTMEK GEREKİR Kİ, TÜKETİCİ, 4 HAKTAN DİLEDİĞİNİ KULLANMAKTA SERBESTTİR. ONARIM HAKKI BUNLARDAN SADECE BİRİDİR. ARAÇTA BİR ARIZA İLE KARŞILAŞAN TÜKETİCİ SERVİSE DAHİ UĞRAMAKSIZIN DAVA YOLUNA GİDEBİLİR.

Onarım hakkı konusunda açıklama yapmadan önce, Garanti Belgesi Yönetmeliği’nin ilgili maddelerinin incelenmesinde yarar vardır.

Yönetmeliğin “Ücretsiz onarım isteme hakkı” başlıklı 8. maddesi:

“(1) Tüketicinin, Kanunun 11 inci maddesinde yer alan seçimlik haklarından ücretsiz onarım hakkını seçmesi durumunda satıcı; işçilik masrafı, değiştirilen parça bedeli ya da başka herhangi bir ad altında hiçbir ücret talep etmeksizin malın onarımını yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür.

(2)Tüketici, ücretsiz onarım hakkını üretici veya ithalatçıya karşı da kullanabilir… “şeklindedir.

“Tüketicinin diğer hakları” başlıklı 9. maddesi:

“(1) Tüketicinin, ücretsiz onarım hakkını kullanması halinde malın;

a) Garanti süresi içinde tekrar arızalanması,

b) Tamiri için gereken azami sürenin aşılması,

c) Tamirinin mümkün olmadığının, yetkili servis istasyonu, satıcı, üretici veya ithalatçı tarafından bir raporla belirlenmesi,

durumlarında tüketici, malın bedel iadesini, ayıp oranında bedel indirimini veya imkan varsa malın ayıpsız misli ile değiştirilmesini satıcıdan talep edebilir. Satıcı, tüketicinin talebini reddedemez. Bu talebin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur

(2)Malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması halinde tüketici, sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir. Orantısızlığın tayininde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır.

(3) Tüketicinin sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim hakkını seçtiği durumlarda, satıcı, malın bedelinin tümünü veya bedelden yapılan indirim tutarını derhal tüketiciye iade etmek zorundadır.

(4) Tüketicinin, malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakkını seçmesi durumunda satıcı, üretici veya ithalatçının, malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi talebinin kendilerine bildirilmesinden itibaren azami otuz iş günü içerisinde, bu talebi yerine getirmesi zorunludur.

(5) Birinci fıkranın (c) bendinde belirtilen raporun, arızanın bildirim tarihinden itibaren o mala ilişkin azami tamir süresi içerisinde düzenlenmesi zorunludur.”

Yönetmeliğe göre, otomobil, garanti belgesi ile birlikte satılması zorunlu olan maldır. Bu ifadeden, elinde garanti belgesi bulunmayan tüketicinin herhangi bir hak talep edemeyeceği anlaşılmamalıdır. Kendisine her nedense garanti belgesi verilmemiş bir tüketici de kanunda veya yönetmelikte öngörülen haklarını kullanabilir.

Tüketicinin, ücretsiz onarım hakkını kullanması halinde malın; garanti süresi içinde tekrar arızalanması durumunda; malın bedel iadesini, ayıp oranında bedel indirimini veya imkan varsa malın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep edebileceği kuşkusuzdur.

Azami tamir süresi ise, binek otomobil ve kamyonetler için 30, motosiklet ve bisikletler için 20 iş günüdür. (İş günü; ulusal, resmî ve dini bayram günleri ile yılbaşı, 1 Mayıs ve pazar günleri dışındaki çalışma günleridir.)

Diğer tüm mallar hakkında azami tamir süreleri için;

http://www.mevzuat.gov.tr/Metin.Aspx…20sonras%C4%B1 linkindeki “Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliği”ni inceleyebilirsiniz.

Tamir süresince tüketiciye ikame bir araç verilmeli midir?

Bu sorunun cevabı, Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliğinin 14/4 maddesinde şu şekilde açıklanmıştır:

Malın garanti süresi içerisinde yetkili servis istasyonuna veya satıcıya tesliminden itibaren arızasının on iş günü içerisinde giderilememesi halinde, üretici veya ithalatçının; malın tamiri tamamlanıncaya kadar, benzer özelliklere sahip başka bir malı tüketicinin kullanımına tahsis etmesi zorunludur.

Görüleceği üzere, aracın, tamir için yetkili servise bırakılmasından itibaren ilk on iş günü için, ikame araç tahsis etme zorunluluğu yoktur. Fakat tamirat, her zaman on iş günü içerisinde bitirilemez. Tamir süresi on iş gününü aşarsa, tüketiciye, benzer özelliklerde başka bir araç tahsis edilmelidir. Aksi halde tüketici, benzer özelliklere sahip bir araç kiralayabilir, bu aracın kiralama bedeline dair fatura ile üretici veya ithalatçıya karşı talepte bulunabilir.

Bu konuya ilişkin olmak üzere, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi şu ifadelere yer vermiştir:

Esas itibariyle yukarıda belirttiğimiz 4 seçimlik haktan birini seçen tüketicinin, diğer seçimlik haklara başvurma olanağı kalmaz ise de, onarım hakkını tercih eden tüketicinin aracı, belirtilen azami tamir süresi içerisinde onarılamaz ise, diğer seçimlik haklarını kullanabilir. Hatta ve hatta, azami tamir süresi geçtikten sonra onarılıp tüketiciye teslim edilen bir araç için tüketicinin diğer (bedel iadesi veya misliyle değişim) seçimlik haklarını kullanabileceği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun, 2015 tarihli kararında şu şekilde ifade edilmiştir:

“Dosya kapsamından davacının aracı davalılardan 01.04.2011 tarihinde satın aldığı, 04.04.2011 tarihinde tescil edilerek trafiğe çıktığı, 28.12.2011 tarihinde davalı yetkili servise başvurduğu, bu tarihli “onarım emrine” göre servise bırakılan aracın “kalorifer fanının çalışmadığının” belirtildiği, 10.02.2012 tarihli davalı şirket servis faturasına göre arızalı olan kaloriferin garanti kapsamında ONARIMININ YAPILDIĞI ve aynı tarihte TESLİM EDİLDİĞİ anlaşılmaktadır.
Dosyada taraflarca dayanılan bu delillerden davacı/tüketicinin aracında oluşan arızayla ilgili olarak seçimlik haklarından “ücretsiz onarım” hakkını kullandığı ve satıcının yetkili servisi tarafından garanti kapsamında bu arızanın giderildiği, servis tarafından yapılan işlemler ve düzenlenen belgelere taraflarca her hangi bir itirazda bulunulmadığı ve aksini gösterir bir delil ve belgeye dayanılmadığı görülmektedir.
Davacı/tüketicinin eldeki davada ise sözleşmeden dönülerek bedelin iadesini talep etmiş olduğu, buna göre yukarıda değinildiği gibi onarım hakkının kullanılmasından sonra 4077 sayılı Kanunun 4. maddesinde belirtilen diğer seçimlik haklardan birinin kullanılabilmesi için Kanunun 13. maddesi ve Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 14. maddesinde belirtilen şartların değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu husus somut uyuşmazlık dikkate alınarak değerlendirildiğinde, dosya kapsamındaki yetkili servis onarım belgelerinden dava konusu araçta OLUŞAN ARIZANIN ONARIM SÜRESİNİN GARANTİ BELGESİ UYGULAMA ESASLARINA DAİR YÖNETMELİĞE EK GARANTİ BELGESİ İLE SATILMASI ZORUNLU OLAN ÜRÜNLER LİSTESİ’NDE BELİRTİLEN “AZAMİ TAMİR SÜRESİNİ AŞTIĞI” ANLAŞILMAKTADIR. BU NEDENLE … ARACIN YENİSİ İLE DEĞİŞTİRİLMESİNİ İSTEME KOŞULLARI GERÇEKLEŞMİŞTİR.”

Tüketicinin,” ücretsiz onarım hakkı kapsamında daha detaylı bilgilere Ücretsiz Onarım Hakkı başlıklı makalemizden ulaşabilirsiniz.

Dava devam ederken, araç, bir başkasına satılabilir mi?

Yukarıda izah etmeye çalıştığımız 4 seçimlik haktan, aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi veya sözleşmeden dönme hakkı kullanılacak olursa, dava sonunda, tüketicinin, aracını (satıcıya/üretici veya ithalatçıya) iade etmesi gündeme geleceğinden, bahsettiğimiz bu iki haktan birini kullanmak isteyen tüketicilerde, davanın devamı süresince aracın satılıp satılamayacağı sorusu akıllara gelmektedir. Sorunun cevabı basittir, tüketici, elbette davanın devamı sırasında, aracını bir başkasına satabilir. Bu durumda, ayıpsız misli ile değiştirilmesi veya sözleşmeden dönme talebi ile açılan dava, bedelde indirim talebine dönüştürülerek davaya devam olunacaktır. Başka bir deyişle, araçtaki ayıbın, ne miktarda bedel indirimi gerektireceği (bedel indirimi konusunda yaptığımız açıklamalar ile) belirlenecek ve bu miktar tüketiciye iade edilecektir.

Bu durum, Yargıtay kararına şu şekilde konu olmuştur:

Davacı, davalılardan … Otomotivden 21/07/2014 tarihinde 0 km olarak davaya konu ….marka aracı satın aldığını, teslim alınan aracın henüz bir ay dolmadan yağ basınç lambasının ikaz verdiğini, yetkili servise götürülen aracın fabrikasyon bir hata dolayısıyla kartel içindeki yağ pompasının civatalarının kartelin içine düştüğünün belirlendiğini ve pompanın yurtdışından temin edilerek değiştirildiğini, tekrar motordan ses gelmesi üzerine yetkili servise götürüldüğünü ve yağ pompasında yine arıza tespit edildiğini ileri sürerek aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini ve manevi tazminata karar verilmesini istemiş, davanın devamı sırasında yapılan ıslah ile aracı 25/12/2015 tarihinde üçüncü bir kişiye sattıklarını bildirerek, aracı üçüncü kişiye piyasa değerinin altında satmak durumunda kalmaları dolayısıyla ayıp nedeniyle doğan değer kaybının hesaplanarak davalılardan tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, dava sırasında davacının aracı satması nedeniyle malik olma sıfatını kaybetmiş olduğundan davaya devam etmesinde hukuki yararının bulunmadığı kabul edilerek davacının husumet ehliyeti olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Yukarıda açıklandığı şekilde tüketici seçimlik haklarından herhangi birisini kullanabilecektir. Hal böyle iken mahkemece, davacının seçimlik hakkını ıslah ile değiştirdiği dikkate alınarak, işin esasına girilmek suretiyle sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.” (13. Hukuk Dairesi/2016)

“Göçük problemi” olarak bilinen problemi yaşayan tüketiciler için emsal karar var mıdır?

Ülkemizde de yüksek oranda satış yapmakta olan otomobil üreticisi bir marka hakkında, çeşitli platformlarda, bu markanın belirli bir modelinde “göçük ve dalgalanma” problemi olduğu ifade edilmektedir.

Bu şekilde ayıplı bir araç satın almış olan tüketiciler de elbette kendilerine tanınan seçimlik haklarını kullanabilirler.

Araçlarında bu göçük problemini yaşayan kişiler için, konu hakkında yargıya taşımız olduğumuz bir dosyaya makine yüksek mühendisi tarafından bilirkişi raporu sunulmuş olup, raporda özetle, göçüklerin dış etken veya kullanımdan kaynaklı olmadığı, sebebinin C sütununu oluşturan karoser parçasının iç yapısının destek noktalarının birleştirilmesi işleminin üstteki sac tarafından mukavim edilememesi ve sac kalınlığının bu tür çekmeler dikkate alınmaksızın ince seçilmesinden meydana geldiği bunun ise kabul edilebilir olmadığı ve bu ayıbın araçta 10.000-TL değer kaybı yaratacağı belirtilmiştir.

Bu rapor, bir müvekkilimizin, aracında karşılaştığı göçük problemi üzerine, mahkeme kanalıyla yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenmiş bilirkişi raporudur.

Kısaca özetlemek gerekirse, araçlarda görülen bu göçük problemi, hukuk dilinde “ayıp” olarak nitelendirilmekte olup, aracında bu şekilde sorunla (ayıpla) karşılaşan kişiler, Tüketicinin Korunması Hk. Kanun hükümleri gereğince, ücretsiz onarım veya aracın misli ile değişimi veya bedelde indirim veya aracın fatura bedelinin iadesi gibi bir takım haklara sahiptir. Bu haklardan hangisini kullanacağı tamamen tüketicinin tercihine bırakılmıştır, satıcı veya ithalatçıya değil. Tüketici, dilerse ücretsiz onarım, dilerse değişim dilerse de bedel iadesi haklarını kullanabilir.

Hemen belirtmek gerekir ki, TÜKETİCİ, SEÇİMLİK HAKLARINDAN ÜCRETSİZ ONARIM HAKKINI DAHİ KULLANSA, BU ONARIMDAN SONRA ARAÇTAKİ DEĞER KAYBINI TALEP EDEBİLİR.

Örnek olması açısından, Yargıtay’ın bir kararında şu ifadelere yer verilmiştir:

“İçtihat Metni”

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

…Davacı ayıplı araç satın aldığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. … Araç üzerinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunda aracın sağ ve sol kapılarının üst profil çizgilerinin eşit olmadığı, kalite hatası olduğu ve toleransla izah edilemeyeceği, imal edilen aracın kalite açısından kusurlu olduğu belirtilmiştir. Hal böyle olunca Mahkemece, davacının seçimlik hakkı, gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekir…” (13. Hukuk Dairesi/2016)

GARANTİ SÜRESİ GEÇTİKTEN SONRA ORTAYA ÇIKAN AYIPLAR İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR:

Uygulamada karşımıza çıkan bir diğer mesele, garanti süresi geçtikten sonra ortaya çıkan ayıplar ile ilgili tüketicinin herhangi bir hak talep edemeyeceği yanılgısıdır. Garanti süresi geçtikten sonra ilk kez ortaya çıkan bir ayıp, eğer gizli ayıp niteliğinde ise bu tür ayıplarda da satıcının (üreticinin/ithalatçının) sorumluluğu devam eder ve tüketici yukarıda bahsettiğimiz 4 seçimlik haktan birisini talep etmekte özgürdür. Hatta ve hatta, araç ikinci el satın alınmış olsa bile, ikinci el satın alan tüketicinin dahi seçimlik haklara başvurması mümkündür.

Konuyla ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında şöyle denmiştir:

“Dava konusu … … … plaka sayılı … marka 2006 model otomobilin, davalılardan … San. A.Ş.’in yetkili bayii durumundaki dava dışı N… Otomotiv Paz. San. ve Tic. A.Ş. tarafından 19.09.2005 tarihinde yine dava dışı Serkan’a satıldığı, davacının Kocaeli 5. Noterince düzenlenen 06.04.2007 tarihli “Kati Satış Sözleşmesi” ile dava konusu aracı dava dışı İsa’dan satın aldığı, bu satışa istinaden aracın davacı adına 12.04.2007 tarihinde trafik siciline kaydedildiği, … davacının dava konusu araçta meydana geldiğini ileri sürdüğü arızalarla ilgili olarak, 17.04.2007 ila 22.10.2007 arasındaki muhtelif tarihlerde Kocaeli ve Yalova’daki üç ayrı … yetkili servisine başvurduğu, …
Kocaeli Tüketici Sorunları İl Hakem Heyeti Başkanlığı’nca verilen 22.10.2007 gün ve 20/25 sayılı kararın hüküm fıkrasında, “Tüketici Canatan’ın 2. el … aracının direksiyon kilitlenmesi ve klimadan koku gelmesi hakkındaki şikayeti görüşülmüş olup, araç bir yıl içinde 6’dan fazla servise gittiğinden ve garanti süresi dolmadığından…” şeklindeki gerekçeyle ve 14.06.2003 tarih ve 25138 sayılı R.G.’de yayımlanan Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik’in 14/a maddesindeki hükme dayalı olarak “…Tüketicinin değişim talebinde haklılığına, ilgili firmanın aracı ayıpsız bir yenisiyle değiştirmesine…” karar verildiği, akabinde eldeki davanın açıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.

… eldeki dava, davalılardan … tarafından üretilip, dava dışı yetkili bayi tarafından yine dava dışı bir kişiye satılan ve el değiştirmeler sonucunda davacının mülkiyetine geçip, adına trafiğe kaydedilen otomobildeki ayıplar nedeniyle, üreticinin 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da düzenlenen sorumluluklarına dayanılarak açılmıştır.

Davalılardan … San. A.Ş.’in davaya konu aracı ürettiği çekişmesiz ve bu nedenle de 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un metni yukarıda bulunan 3/e maddesi anlamında ‘üretici’ niteliğinde bulunduğu açıktır.

DAVACININ, AYNI MADDENİN ( 1 ) BENDİ ANLAMINDA ‘TÜKETİCİ’ OLARAK KABUL EDİLİP, EDİLEMEYECEĞİNE GELİNCE; önemle belirtilmelidir ki; anılan hükmün, bir gerçek veya tüzel kişinin tüketici olarak kabul edilebilmesi için aradığı tek koşul, onun bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinmiş, kullanmış veya yararlanmış olmasıdır. Somut olaydaki gibi, bir malın satın alınmasının söz konusu olduğu hallerde, malın alıcı tarafından daha sonra başkasına ve hatta onun tarafından da başkalarına satılmış olması, dahası son satıcının metni yukarıda bulunan ( f ) bendi anlamında satıcı niteliğini taşımaması, garanti süresi dolmuş olmadıkça, son alıcı sıfatıyla o malın maliki olan gerçek veya tüzel kişinin tüketici sıfatı taşımasına engel değildir. Başka bir ifadeyle; kanunun aradığı anlamda ‘tüketici’ niteliğinde bulunan bir kişi, malı ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişi niteliği taşımayan, dolayısıyla kanun anlamında ‘satıcı’ olarak kabul edilemeyecek durumda bulunan bir kişiden satın almış dahi olsa, malın garanti süresi içerisinde üreticiye karşı kanundan kaynaklanan haklarını ileri sürme ve kullanma olanağına sahiptir. Otomobil, garanti belgesi ile birlikte satılması zorunlu olan bir maldır ve garanti süresi içinde el değiştirmesi durumunda dahi garanti borcu ortadan kalkmaz; satın alan tüketici de sağlanan garantiden yararlanabilir.

Somut olayda, davacının dava konusu aracı ticari veya mesleki bir amaçla edinmediği çekişmesiz ve bu nedenle de yukarıda belirtilen kanun hükümleri çerçevesinde -garantiye ilişkin koşulların mevcut bulunması halinde- tüketici olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır.

Somut olay garanti kavramı yönünden irdelendiğinde:

Dava konusu aracın garanti süresi konusunda yerel mahkemece herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır. Dosyada Örneği bulunan “Garanti Şartları ( Tüketici )” başlıklı belgenin 1. maddesinde “Garanti süresi malın teslim tarihinden itibaren başlar ve 2 yıl/100.000 km.’dir ( hangisi önce gerçekleşirse )” hükmü bulunmakta ise de; bu belgenin dava konusu araçla ilgili olup olmadığı belirli bulunmadığı gibi, belgede sözü edilen koşulların dava konusu araç yönünden gerçekleşmiş olup, olmadığı yönünde yapılmış bir inceleme ve araştırma da yoktur. Dahası Hukuk Genel Kurulu’nun 05.10.2005 gün ve Esas: 2005/4-487, Karar: 2005/553 sayılı kararında da belirtildiği üzere, ORTAYA ÇIKAN AYIP GİZLİ AYIP NİTELİĞİNDE İSE, GARANTİ SÜRESİNİN DOLMUŞ OLMASI SORUMLULUĞU ORTADAN KALDIRMAZ. Böylesi bir durumda, alıcı ( malik) 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine dayanarak hak talebinde bulunma olanağına sahiptir.

…Hal böyle olunca; yerel mahkemece, öncelikle, dava konusu araçta var olduğu davacı tarafça ileri sürülen ayıpların garanti süresi içerisinde ortaya çıkmış olup, olmadıklarının yöntemince araştırılıp, saptanması; bunların garanti süresi içerisinde ortaya çıktıklarının saptanması halinde davaya bakma görevinin kendisine ait olduğunun benimsenmesi; eğer bu ayıplar garanti süresinin dolmasından sonra ortaya çıkmış iseler, bu kez, gizli ayıp niteliğinde olup olmadıklarının yine yöntemince ve bilirkişi aracılığıyla belirlenmesi, gizli ayıp niteliğinde olmaları halinde de yine görevin benimsenmesi ve davaya devam olunması, aksi takdirde şimdiki gibi görevsizlik kararı verilmesi gerekirken …”

GÖRÜLDÜĞÜ ÜZERE, GARANTİ SÜRESİ GEÇTİKTEN SONRA İLK KEZ ORTAYA ÇIKAN AYIP DAHİ GİZLİ AYIP NİTELİĞİNDE İSE, TÜKETİCİ SEÇİMLİK HAKLARINI KULLANABİLİR. HEMEN BELİRTMEK GEREKİR Kİ, UYGULAMADA ARAÇLARDA ORTAYA ÇIKAN AYIPLARIN HEMEN HEPSİ GİZLİ AYIP NİTELİĞİNDEDİR.

Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da şudur: Eğer aracın garanti süresi sona ermesine rağmen, tüketici seçimlik haklarını kullanmak istiyorsa taleplerinin hakkaniyet ilkeleri ile bağdaşması gerekir. Örneğin satın aldıktan 5-6 yıl sonra ve araç 100 bin kilometrenin üzerine çıktığında bir ayıp ortaya çıkarsa aracın gizli ayıplı olduğundan dolayı iadesi ile bedelin tahsiline karar verilmesinin taraflar arasındaki hak ve menfaatler dengesini bozacağı kuşkusuzdur. Fakat hemen belirtmek gerekir ki, garanti süresinin sona ermesinden sonra ortaya çıkmış ve imalattan kaynaklı gizli ayıplı olduğu anlaşılan bir otomobilde tüketici elbette ayıp oranında bedel indirimi veya ücretsiz onarım hakkını kullanabilir. Garanti süresi sona ermiş olmasına rağmen henüz 40-50 bin kilometrelerde bulunan bir araçta ortaya çıkan bir gizli ayıp karşısında ise, tüketici, seçimlik haklarını bedel iadesi veya değişim de dahil olmak üzere özgürce kullanabilir.

Uygulamada ortaya çıkan sorunlara dair açıklamalar:

Kural olarak tüketici, satın almış olduğu malda bir ayıpla karşılaşınca, seçimlik (bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi, ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme) haklarını kullanabilir. Bu seçimlik haklar tamamen tüketicinin tercihine bırakılmış haklar olup, karşı taraf firmanın uygulamalarına göre değişmez. Nitekim pratikte, tüketicinin hukuken tercih ettiği seçimlik hakkını kullanabileceği kullanabilecekleri durumlarda, bazı firmalarca,“böyle bir uygulamalarının olmadığı” belirtilmekle, tüketicileri kendi istedikleri yöne doğru yönlendirerek onları mağdur ettikleri bilinmektedir. Bu gibi durumlarda tüketicilerin yapması gereken, kendi tercih ettikleri seçimlik haklarını kullanmaktan ibarettir.

Onarım hakkı kullanılmışsa başka bir hak talep edilemez mi?

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2015 tarihli bir kararında;

“Yine mahkemece davaya konu aracın garanti süresi içinde sık sık arızalandığı, meydana gelen bu arızaların üretim kaynaklı olduğu ifade edilerek davanın kabulüne karar verildiği belirtilmiş ise de, yargılama esnasında aldırılan ve hükmü dayanak yapıldığı anlaşılan bilirkişi heyet raporu içeriğinde de ifade edildiği üzere, davaya konu araçta garanti süresi içinde meydana gelen fren, balata sistemine ilişkin arızaların üretimden değil kullanımdan kaynaklandığı, davacının bu arızalar nedeni ile seçimlik hakkını “tamir” yönünde kullandığı, hali hazırda aracın sorunsuz olarak kullanıldığı buna göre TKHK’da tanımlanan seçimlik hakların ileri sürülme şartlarının da somut olayda bulunmadığı anlaşılmaktadır.”

Görüldüğü üzere somut olayda tüketici, karşılaştığı tüm arızalar yönünden onarım hakkını kullanmış olup, araç sorunsuz olarak onarılıp kendisine teslim edildiyse, artık diğer seçimlik haklarını kullanamaz.

Yine yüksek Mahkemece verilen bir başka kararda şöyle denilmiştir:

“Açıklanan bu Kanun ve Yönetmelik hükümleri ışığında dava konusu olaya bakılacak olursa; davacı tarafından 08.07.2011 tarihinde satın alınan aracın 14.3.2012 tarihinde yetkili servisin iş emrinde; aracın altından motorundan yağ gelmesi şikayeti ile çekici ile servise geldiği, eksantirik mili zincir gerdiricisinin yağ sızdırdığı ve bu nedenle zincir gerdirici pul, conta, karter contası, yağ ve yağ filitresinin değiştirilmek koşuluyla garanti kapsamında sorunun giderildiği açıklanmıştır. Davacının delil listesine ekli olarak bildirdiği 15.3.2012 tarihli davalıya gönderilen e-postada; ” telefon görüşmememize istinaden garanti kapsamı altında aracımdaki arızanın Borusan oto tarafından giderilmesi süresince araçsız kalmamdan dolayı uğradığım ulaşımsızlık mağduriyetimin geçici benzer bir aracın acilen tahsis edilmesi ” talep edildiği anlaşılmaktadır. O halde e-posta içeriğinden davacının aracın tamirini talep ettiği ve bu nedenle diğer seçimlik haklarını talep edemeyeceğinin kabulü gerekir.” (13. Hukuk Dairesi/2015)

Benzer şekilde, bir başka Yargıtay kararında;

“Davacı, … gizli ayıplı olan dava konusu aracın ayıpsız misli ile değişimine karar verilmesini istemiştir. 
Davalılar … onarım hakkının kullanılması ile sahip olunan seçimlik hakkın tüketici tarafından tüketilmiş bulunduğu temelinde ileri sürdükleri savunmalara dayanarak davanın reddine karar verilmesini dilemişlerdir. 
… Davalıların istinaf talebinin kabulüne….. günlü 2017/1 Esas 2017/568 karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karar, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesiyle yapılan inceleme sonucunda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığından, yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA… 09/04/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.” ifadelerine yer verilmiştir.

Fakat tekrar belirtmek gerekir ki, tüketici, karşılaştığı ayıplar karşısında onarım hakkını kullanmak zorunda değildir. Yani tüketiciler, ilk önce onarım yoluna başvurmanın zorunlu olduğu, aracın onarımı gerçekleştirilemez ise diğer haklarını kullanabilecekleri gibi hatalı bir düşünce içerisine girmemelidir. Tüketici, 4 seçimlik haktan birisini dilediği gibi kullanabilir. Burada önemli olan, ayıbın niteliği ile kullanılmak istenen hak arasındaki dengedir. Aracın bir kaç bölgesindeki boya kalınlığı, aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakkını kullanmayı bahşetmez ise de, örneğin motorunun açılıp kapanması gibi önemli bir onarım gereken araçlarda tüketiciler, diledikleri haklarını kullanabilir. Burada hiçbir zaman tereddüt oluşmamalıdır.

ONARIM HAKKI SONRASINDA ARAÇTAKİ ARIZA VEYA SORUNLAR GİDERİLMİŞ OLSA DAHİ ARAÇTA DEĞER KAYBI MEYDANA GELMİŞSE BU DEĞER KAYBI TALEP EDİLEBİLİR. 

Bu konuda verilen bir Yüksek Mahkeme kararında, dava konusu araçta üretim hatası bulunduğu ve yapılan onarımlar sonucu arızaların giderilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bu arızaların giderilmesi amacıyla aracın bir çok parçası değiştirilmiş ve böylece araç, orijinal halini kaybetmiştir. Bu durum araçta değer kaybına neden olabilir. Şu durumda mahkemece, söz konusu arızaların giderilmesi amacıyla yapılan onarımlar ve parça değişikliklerinin aracın değerinde azalmaya neden olup olmadığının araştırılması ve bu yönde uzman bilirkişilerden rapor alınması, üretim hatasının giderilmesi amacıyla yapılan parça değişimlerinin aracın değerinde azalmaya neden olduğunun saptanması halinde ise değer kaybı nedeniyle tazminata hükmedilmesi gerekirken” denilerek, araçta meydana gelen arızalar sonrasında tüketici, ücretsiz onarım hakkını kullandıktan sonra, araçta meydana gelen değer kaybını isteyebileceği belirtilmiştir. Çünkü aracın servis kayıtlarındaki bu işlemler piyasadaki diğer alıcıların satın alma iradesini olumsuz etkiler. Şüphesiz ki, şanzımanı ile ilgili hiçbir işlem yapılmamış bir araç ile şanzımanı değiştirilmiş bir araç alıcının gözünde aynı değere sahip olmaz.

Benzer şekilde, rutin bakımı için servise bırakılan, servis çalışanlarının araca yağ eklemeyi unutmaları sebebiyle motorun yanmasına sebebiyet verdikleri bir olayda Yargıtay, araca sıfır motor takılmasının aracın değerinde artma değil azalma meydana getireceğini şu ifadeleri ile vurgulamıştır:

“… Oysa araçta motor değişikliğinin araçta değer artışı yaratması ve değer kaybından daha fazla olması hayatın olağan akışına aykırı olup, araçta kısmen de olsa değer azalacağı kuşkusuzdur. İkinci el araç alınırken araçta sadece motor kilometresine bakılarak karar verilmediği, aracın kaza geçirip geçirmediği gibi diğer unsurlar da belirleyicidir. Bu nedenle mahkemece otomotiv sektöründen yeni bir bilirkişi seçilmek suretiyle aracın değer kaybının objektif kriterler gözetilerek belirlenip, alınacak rapora itirazlar karşılanıp,gerektiğinde çelişki halinde yeni bir rapor alınmalı ve hasıl olacak sonuca uygun karar verilmelidir. ( Yargıtay 15. Hukuk Dairesi/2018)

Günlük hayatta karşılaştığımız bir diğer soru da onarılan parçanın ayrı bir garanti süresi yaratıp yaratmayacağına ilişkindir. Hemen belirtmek gerekir ki satın alındıktan 20 ay sonra arızalanan bir parça yetkili servis tarafından onarılıp tamir edildi veya yenisi ile değiştirildiyse, bu parçanın dahi garanti süresi kalan garanti süresi (4 ay) kadardır.

Bununla birlikte aracın tamirinde geçen süreler garanti süresine eklenir. Şöyle ki, tüketici araçtaki bir arıza için başvurduğu serviste, bu arıza 10 günde, başka bir arıza için bu arıza 18 günde, başka bir arıza için bu arıza 5 günde onarılıp, araç sorunsuz bir şekilde tüketiciye teslim edilmiş ise, otomobilin garanti süresi 2 yıldan, 2 yıl + 10 + 18 + 5 güne çıkar.

Yetkili servisler:

6502 s. TKHK.nun “Satış sonrası hizmetler” başlıklı 58. maddesine göre, üretici veya ithalatçılar, ürettikleri veya ithal ettikleri mallar için Bakanlıkça belirlenen kullanım ömrü süresince, satış sonrası bakım ve onarım hizmetlerini sağlamak zorundadır. Bir malın yetkili servis istasyonlarındaki tamir süresi, yönetmelikle belirlenen azami süreyi geçemez.

Yetkili servisin yaptığı kusurlu iş ve işlemlerden dolayı yasa gereğince üretici ve/veya ithalatçı sorumludur. Dikkat edilecek olursa satıcı, yetkili servisin kusurlu iş ve işlemlerinden dolayı sorumlu değildir.

Konuyla ilgili olarak Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2016 tarihli kararında,

“Davacı, 17.12.2010 tarihinde satın aldığı 2011 model aracın bir süre sonra yağ lambasının yanıp sönmeye başlaması üzerine yetkili servise başvurduğunu, hasarın garanti kapsamında olmadığı söylenerek bedeli karşılığında motor sistemi yenilerek tamiratın yapıldığını, … Sulh Hukuk Mahkemesi’ nin 2001/426 D.İş. sayılı dosyasında tespit yaptırdığını, tespit raporuna göre hasarın üretimden ve servis işçiliğinden kaynaklandığını, tamirden sonrada aracı yağ eksiltmeye devam ettiğini, aracın ayıplı olduğunu ve bu ayıbın üretimden kaynaklandığını ileri sürerek öncelikle aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine bunun mümkün olmaması halinde araç bedeli olan 45.845.63.TL, onarım için harcanan 7.453.00.TL’, onarım süresinde araç kiralama ücreti olan 2.708.10.TL ile extra garanti ücreti olan 500.00.TL’ nın satım ve ödeme tarihlerinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Dava, sıfır km olarak satın alınan araçta meydana gelen arızaların üretimden ve davalıların sorumluluğundan kaynaklandığı ileri sürülerek aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi mümkün değilse ödenen bedelin, tamir masrafı, onarım süresindeki araç kiralama bedeli ile extra garanti ücretinin davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, hükme esas alınan 3 kişilik bilirkişi heyet rapor ve ek raporu doğrultusunda davacının motor hasarı bedeli, onarım süresinde araç kiralama ücreti ve extra garanti ücreti yönündeki taleplerinin reddedilmesi araçta ortaya çıkan motor hasarının davacı sorumluluğunda olduğu anlaşıldığından doğrudur. Ancak hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda dava konusu aracın yetkili serviste ücreti karşılığı yapılan motor revizyonu sonrasında tespit edilen aşırı yağ tüketiminin kullanım hatasından kaynaklanmayan, imalat (onarım) hatasına dayalı arıza niteliğinde olduğu, kullanım konforunu azaltması, işletim masraflarını artırması ve aracın değerini düşürmesi nedenleriyle dava konusu aracın 4077 sayılı Yasa’ nın 4. maddesi kapsamında gizli ayıplı olduğu açıkça belirtilmesine, yetkili servisin yaptığı kusurlu iş ve işlemlerden dolayı yasa gereğince davalıların da sorumlu olmasına rağmen tüketici olan davacının dava tarihinde yürürlükte bulunan 4077 sayılı Yasanın 4. maddesinde kendisine tanınan seçimlik haklardan ayıpsız misli ile değiştirilmesi veya sözleşmeden dönerek bedel iadesini taleplerinden hangisini seçtiği net olarak sorularak kullanım sırasında meydana gelen hasarlardan davacının sorumlu olduğu da göz önünde bulundurularak davacının bu yöndeki talebi ile ilgili lehine hüküm kurulması gerekirken bu talebinin de ayıbın üretimden kaynaklı olmadığı tamirden kaynaklı olduğu gerekçesi ile tümden reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.” denilmiştir.

OBJEKTİF İYİNİYET KURALLARI:

Tüketici, sözleşmeden dönme veya değişim haklarını kullanırken objektif iyiniyet kuralları içerisinde hareket etmek zorundadır. Objektif iyiniyet kuralları içerisinde hareket etme zorunluluğu, 6502 sayılı Kanun ile getirilen ve aşağıda izah etmeye çalışacağımız üzere oldukça önemli bir düzenleme olup, bu haklarını kullanmak isteyen tüketicilerin önünde bir engel olabilir.

Not: 6502 sayılı TKHK. Yürürlüğe girmeden önce 4077 sayılı TKHK. yürürlükte iken, tüketici, malın ayıplı olması durumunda 4 seçimlik haktan istediğini, hakkaniyet ilkesi çerçevesinde özgürce kullanabilmekte idi. Nitekim 4077 sayılı kanunda, tüketicinin bu hakkını kullanırken “objektif iyiniyet kuralları içerisinde hareket etme” gibi bir zorunluluğu söz konusu değildi.

“Objektif iyiniyet kuralları” ifadesinden ne anlaşılmalıdır? 6502 s. TKHK.nun ilk ve en önemli amacı, “kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, hususları düzenlemektir.” (TKHK.m.1) Dolayısıyla kanunun ilk amacının, tüketici çıkarlarını gözetmek olduğu aşikardır fakat bu tüketici çıkarını gözetme arzusu karşısında karşı tarafın (satıcı/üretici/ithalatçı) çıkarları hiçe sayılamaz.

2011 yılı içerisinde yaklaşık 50.000-TL ye sıfır kilometre olarak satın alınan ve araç tüketicinin eline geçmeden önce, aracın bir bölümünde yapılan boyama işleminin (ayıp) araçta 1.500 TL. tutarında değer kaybına neden olacağı anlaşılan bir davada, Tüketici Mahkemesince, bedel iadesine karar verilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017 tarihli kararında, “…kanun tarafından korunan tüketicinin yanında, mahkemece kurulacak hükmün, sözleşmenin diğer tarafı olan satıcı için de orantısız güçlükleri de beraberinde getirmemesi gerektiğine” vurgu yapılarak, “ayıbın öneminin aracın kullanımına ve beklenen faydaya bir etkisinin olmaması, aracın ayıplı ve ayıpsız değeri arasındaki farkın araç bedeli nazara alındığında azlığı yani karşılıklı menfaatler dengesi ile hukukun temel prensibi olan hakkaniyet kuralları değerlendirilerek ayıp nedeni ile bedel indirimi veya tüketicinin diğer seçimlik haklarını kullanıp kullanmayacağının tesbit edilmesi zorunludur”denilmiş ve Tüketici Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Özetle, 4077 sayılı kanun dönemindeki özgürlüğün aksine, 6502 sayılı kanun döneminde, araçta bulunan bir ayıp dolayısıyla, tüketicinin seçimlik haklarından istediğini mutlak olarak kullanabileceği düşünülmemelidir. Tüketicinin istediği seçimlik hakkı kullanabilmesinde önemli olan, araçtaki ayıbın, aracın sürekli kullanımına, araçtan beklenen sürekli faydaya etkisinin olup olmadığı, aracın ayıplı ve ayıpsız değerleri arasındaki farkın ne kadar olduğudur.

Yargıtay kararına konu olayda olduğu gibi, yaklaşık 50.000-TL değerindeki bir araçta bulunan ayıbın, araçta meydana getirdiği değer kaybının, araç bedeline oranla çok düşük (1.500-TL, yüzde 3) bir miktar olması durumunda tüketicinin, diğer seçimlik hakları olan bedel indirimi ve ücretsiz onarım haklarını kullanması objektif iyiniyet kurallarının gereğidir. Şüphesiz ki, araçtaki ayıbın ne kadar değer kaybına neden olacağı otomotiv konusunda uzaman bilirkişi marifetiyle anlaşılacaktır.

Yine, boya kalınlığı sebebiyle ayıplı olduğu anlaşılan bir araçla ilgili, Yargıtay 13. HD.nin 2017 yılında verdiği bir kararda, şöyle denilmiştir.

“Hükme esas alınan bilirkişi incelemesinde, aracın dava tarihindeki değerinin 107.000 TL olduğu, araçtaki ayıbın ise 9.000 ila 10.000 TL arasında bir değer kaybına yol açacağı bildirilmiştir. Hal böyle olunca mahkemece, davacının seçimlik haklarından aracın misliyle değiştirilmesi hakkını kullanmasının iyiniyet kurallarına aykırı olduğu, tarafların hak ve menfaatleri değerlendirilerek aşırı bir dengesizliğe neden olacağı araçtaki ayıp nedeniyle seçimlik hakkından bedel indirim uygulanmasının uygun olacağı değerlendirilerek sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde aracın misli ile iadesine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.”

Görüldüğü üzere Yüksek Mahkeme, aracın değerinin yaklaşık onda birine denk gelen bir değer kaybı yaratacak ayıbın dahi, aracın değiştirilmesini gerektirmeyeceğini düşünmüştür. Araçta meydana gelen değer kaybının talep edilebileceğinde kuşku yoktur.

Yargıtayın bu emsal niteliğindeki yeni kararı karşısında, artık, özellikle boya kalınlığı sebebiyle ayıplı olduğu ileri sürülen araçlarla ilgili davalarda bedel iadesi veya misli ile değişim taleplerinin ileri sürülmesi kanımızca zaman kaybı niteliğindedir. Bu gibi durumlarda tüketicilerin yapması gereken, araçta meydana gelen değer kaybının ödenmesinin istenmesinden ibarettir. Nitekim boya kalınlığı sebebiyle oluşacak değer kaybının araç değerinin yüzde onunu aşması pek mümkün değildir. Bununla birlikte aracın boyası ile ilgili her ayıpta tüketicinin tek hakkının aracın değer kaybını tahsil etmek olduğu düşünülmemelidir. Bazen aracın boyasındaki ayıp aracın her noktasında veya çok büyük bölümünde kendisini gösterebilir. Bu, aracın tümünde kullanılan boyanın kalitesizliği gibi sebeplere dayanan davalarda tüketiciler, aracın ayıpsız misli ile değişimi veya bedel iadesi gibi diğer seçimlik haklarını kullanabilir, aracın ücretsiz yeniden boyanması ve bu boyama işlemi nedeni ile aracın uğrayacağı değer kaybını talep edebilirler.

Zamanaşımı konusunda açıklamalar:

Tüketicilerin, mevzuat gereğince 2 yıllık garanti süresine (sözleşmeyle daha uzun bir süre kararlaştırılabilir) sahip olan binek otomobiller için bu süreden sonra ortaya çıkan ayıplarla (arızalar/hatalar/sorunlar) ilgili hiçbir haklarının olmadığı düşüncesi tamamen hatalıdır. Başka bir deyişle, ortaya çıkan ayıp, satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz. Bu gibi durumlarda garanti süresinin sona ermiş olması, tüketici açısından hiçbir sorun teşkil etmeyeceği gibi, başvurulacak yollarda da hiçbir değişiklik yaratmaz.

Şimdi yer vereceğimiz Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında, aynen şöyle denilmiştir:

“Davacı tarafça satın alınan dava konusu araç, 18.06.2005 tarihinde davacıya teslim edilmiş, beş yıl süreyle kullanılan aracın davacı tarafça satılmak istenilmesi nedeniyle 02.04.2010 tarihinde araçta yapılan teknik kontroller sonunda, bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere aracın motor kaputu, sağ ön çamurluk, sol orta kapı boyalarının kalınlığının boya standardının üzerinde bir kalınlıkta boyandığı tespit edilmiştir. … ayıp nispetinde bedelin tenzili (indirilmesi ve aradaki farkın tüketiciye ödenmesi) yoluna gidilmesinin hakkaniyete uygun olacağı anlaşılmaktadır.” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu/2015)

Görüldüğü üzere tüketici, sıfır kilometre satın aldığı aracı tam 5 yıl kullanmış daha sonra satmak istediğinde ise aracın bazı bölümlerinde boya kalınlıkları fark etmiştir. Açtığı dava sonunda, aracın satım bedelinden indirim hakkı elde etmiştir. Bu karar, satın aldıkları araçta garanti süresi sona ermiş tüm tüketiciler açısından emsal niteliktedir!

Benzer şekilde, Yargıtay 13. Hukuk Dairesince verilen bir karar şu şekildedir:

“Davacı, 30.06.2009 tarihinde…. marka aracı …TL bedelle davalı … Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.’den satın aldığını, davalı … Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş.’nin aracın ithalatçısı olduğunu, aracı satın aldıktan bir süre sonra 14.06.2011 tarihinde araçta motor arızası meydana geldiğini ve motorun bütünüyle bayiye ait serviste değiştirildiğini, 15.07.2013 tarihinde aracın arıza gösterge panelindeki motor arıza lambasının yanması nedeni ile aracı yine davalı bayiye ait servise götürdüğünü, 29.04.2013 tarihinde yağ değişimi yapılmış olmasına rağmen aracın motorunun yağ eksiltme problemi ortaya çıktığını ve serviste yağ takviyesi yapılması suretiyle tamamlandığını, 10.07.2013 tarihinde aracın merkezi elektronik arızası nedeniyle aracı tekrar servise götürdüğünü, servisin araç motorunun önceki değişen motorda olduğu üzere piston ve sekmanlarında sorun olması nedeni ile yeniden değişmesi gerektiği bilgisi verildiğini, araçta iki kez motor değiştirilme ihtiyacının belirmesi ve sık sık motor arızası vermesi karşısında bu arızaların araçtaki gizli ayıptan kaynaklandığını düşündüğünü, aracın halen serviste olduğunu, … 9. Noterliği’nin 18.07.2013 tarih ve 23917 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile her iki davalıdan aracın yenisi ile değişimini yahut bedel iadesini talep ettiğini ve olumlu bir cevap alamadığını belirterek, araçtaki gizli ayıp nedeni ile araç için ödemiş olduğu 56.785,99-TL’nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline ve aracın iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, zamanaşımı itirazı ile davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davacı eldeki dava ile satın aldığı araçta iki kez motor değiştirilme ihtiyacının ortaya çıkması ve aracın sık sık motor arızası vermesi karşısında bu arızaların araçtaki gizli ayıptan kaynaklandığını ileri sürerek ödediği satış bedelinin iadesini istemiştir. Mahkemece zamanaşımı nedeni ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmakta ise de, dava tarihinde yürürlükte bulunan 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesinde ayıbın gizli ya da açık olması halleri için ayrı başvuru süreleri getirildiği, ayıbın ağır kusur veya hile ile gizlenmesi halinde ise ilgililerin zamanaşımı süresinden yararlanamayacağı açıkça ifade edilmiş olup, somut olayda; dava konusu aracın motorunun tamamen değiştirilmesine rağmen arızaların giderilmeyip devam ettiği iddia edildiğine göre, burada davalıların ağır kusurundan söz edileceği, bu nedenle de zaman aşımının işlemeyeceği anlaşıldığından, mahkemece esasa girilip hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.”  (13. Hukuk Dairesi/2017)

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin yine 2017 yılına ait bir kararında ise, SATIN ALDIKTAN 4 YIL 8 AY SONRA ORTAYA ÇIKAN BİR AYIPLA İLGİLİ OLARAK TÜKETİCİNİN AYIPSIZ MİSLİ İLE DEĞİŞİM TALEP EDEBİLECEĞİ konusunda şu ifadeler kullanılmıştır.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi

KARAR

Davacı, 06/03/2008 tarihinde davalılardan … Oto Servis ve Ticaret A.Ş.’den 2008 model … marka otomobili 124,806 TL bedel ile satın aldığını, aracı satın aldıktan yaklaşık 4 yıl 8 ay sonra 17/11/2012 tarihinde seyir halindeyken aracın ekranında sarı bir uyarı ışığı yanmasıyla birlikte aracın motorunun aniden durup fren ve direksiyon sisteminin devre dışı kaldığını, bunun üzerine aracın davalı … Oto Servisine çekildiğini, servisçe yapılan incelemede aracın motorunun değiştirilmesinin gerektiği ve bu değişimin maliyetinin 37,000 TL olarak belirtildiğini, bunun üzerine aracın tarafından … Otomotive götürüldüğünü ve burada da araçta motor kilitlenmesi olduğu, komple motor değişiminin gerektiğinin belirtildiğini, toplam 38.407,45 TL bedel karşılığı aracın motorunun değişim işlemi yapıldığını, bunun üzerine, davalılara noter aracılığı ile 16/01/2013 tarihinde ihtarname çekerek zararını ve aracın yenisi ile değiştirilmesini istediğini, ancak olumlu bir sonuç alamadığını, aracın ayıplı olduğunu ileri sürerek araç için yapmış olduğu 38.407,45 TL masraf ile 30.000 TL manevi tazminatın tahsiline ve aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … A.Ş. dava konusu aracın satıldığı tarihteki ithalatçısı şirket olmadığını, ayıp ihbarının yasal süresi içerisinde yapılmadığını, gizli ayıp iddialarını kabul etmediklerini,araçta üretim hatasından kaynaklanan arıza bulunmadığını savunarak öncelikle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini dilemiştir.
Davalı … A.Ş, davacının davasını araçta ayıp bulunduğu iddiasıyla açtığını, ancak malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlü olduğunu,davacı tarafın dava konusu aracı satın aldığı 06/03/2008 tarihinden itibaren yasal süre ve şekle uygun olarak şirkete herhangi bir ayıp ihbarında bulunmadığını, ayıp ihbar süresine uyulmamakla seçimlik haklarını ve talep hakkını kaybettiğini, araçta ayıp olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; 38.407,45 TL nin 26/01/2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacı tarafından dava konusu 34 ZS 2066 plakalı aracın davalılara iadesi ile davalılar tarafından dava konusu 34 ZS 2066 plakalı aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, manevi tazminat talebinin koşulları bulunmadığından reddine, karar verilmiş , hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı … oto servis ve Tic. A.Ş. nin temyiz istemi yönünden yapılan incelemede; Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı … Otomotiv Paz. ve Tic. A.Ş. nin temyiz istemi yönünden yapılan incelemede; davaya konu araç 06/03/2008 tarihinde satın alınmıştır. Davalı bu tarihte ithalatçı şirket olmadığını, şirket ana sözleşmesinin tescil tarihinin 21.10.2009 olduğunu beyan etmiştir. Mahkemece ticaret sicil müdürlüğünü müzekkere yazılarak davalı şirketin kuruluş ve tescil tarihi sorulmuş, ticaret sicil müdürlüğünce şirketin ana sözleşmesinin tescil tarihinin 21.10.2009 tarihi olduğu bildirilmiştir. Mahkemece, davalının taraf sıfatına ilişkin savunmaları üzerinde durulmadan, ilgili yerlerden kayıtlar ve belgeler getirtilmeden aracın satış tarihi itibariyle şirketin kurulup kurulmadığı, ithalatçı şirket olup olmadığı araştırılmadan hüküm tesis edilmiştir. Buna göre mahkemece, önce davalının husumete ilişkin savunmaları hususunda değerlendirme yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3-Bozma nedenine göre davalı … Otomotiv Paz. ve Tic. A.Ş. nin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle, davalı … oto servis ve Tic. A.Ş. nin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı … Otomotiv Paz. ve Tic. A.Ş. yararına BOZULMASINA, 3. bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, aşağıda dökümü yazılı 1.967,70 TL. kalan harcın davalı … A.Ş’den alınmasına, peşin alınan 11.150,00 TL harcın davalı … A.Ş’ye iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Seçimlik haklar kime karşı ileri sürülecektir?

Tüketici, yukarıda sayılan 4 seçimlik haktan istediğini satıcıya karşı kullanabilir. Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları ise üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Yani tüketici, “bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme” ve “ayıp oranında indirim” haklarını sadece satıcıya karşı kullanabilecekken, diğer hakları olan “malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi” ve “ücretsiz onarım isteme” haklarını hem satıcıdan, hem de üretici veya imalatçıdan talep edebilir.

“AYIPLI ARAÇLARDA TÜKETİCİ HAKLARI” KONUSUNDA EMSAL NİTELİĞİNDEKİ YARGITAY KARARLARI:

1- Yargıtay 13. Hukuk Dairesi/2017

“Davacı, 08/12/2011 tarihinde davalı …Otomotiv Şirketinden … model … marka bir araç satın aldığını ve araç karşılığı davalı şirkete 52.389,16 TL ödediğini, 13/06/2012 tarihinde dava konusu aracın 10.000 km bakımının yapılması için davalı firmaya ait servise götürdüğünü, serviste gerekli bakımlar yapıldığını, bu hususu sormama rağmen yetkililerce bu tür sıfır araçların bir miktar yağ yakmasının normal olduğunun söylendiğini, aracın 20.000 km ve 30.000 km bakımları sırasında da yağ yaktığını, 21/08/2013 tarihinde şikayeti üzerine araca ücretsiz yağ eklendiğini, dava konusu araca sürekli yağ eklendiğini, … Noterliğinin 25/11/2014 tarih ve 16381 sayılı ihtarnamesi ile davalı şirkete seçimlik haklarından ücret iadesini talep ettiğini bildirdiğini, davalı taraftan herhangi bir dönüş yapılmadığını belirterek üretim hatası ile gizli ayıplı mal niteliği taşıyan araç için ödenmiş olan bedelin yasal faizi ile birlikte davalı şirketten iadesini talep etmiştir.

Tüm dosya kapsamına göre, aracın yağ yaktığı ve araca yağ eklemesi yapıldığı taraflar arasında ihtilafsızdır.

… bu durumda davacı (ayıplı araç satın alan tüketici) yasada düzenlenen seçimlik haklarından istediğini kullanabilir. Bu talebi reddedilemez. Tüketicinin bu talebinin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur.

Sözü edilen yasal düzenlemelere göre tüketiciye ayıplı mal nedeniyle tanınan seçimlik haklarından birisi de ayıplı malın iadesi ve ödenen bedelin tahsilidir. Tüketici, yasayla kendisine tanınan dört seçimlik hakkından birini tercih etmekte özgürdür.

Davacı eldeki davada sözleşmeden dönerek ayıplı ürünün fatura satış bedelinin tahsilini istemekte olup mahkemece davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır … 2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.”


2- Yargıtay 13. Hukuk Dairesi/2017

“…Davacı, …plakalı Kanuni … dört tekerlekli motosikleti 08/03/2012 tarihinde, 8.375,00 TL bedelle davalı … A.Ş.’den satın aldığını, … bilirkişi raporunda; araçtaki sorunun şanzımandan kaynaklandığı ve şanzımanda üretim hatası olduğu, aracın aypılı olduğu ve ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunun tespiti yapıldığını, araçtaki arızanın üretim hatasından kaynaklanması, ayıbın gizli nitelikte olması ve araçtan faydalanamaması nedeniyle araç bedelinin iadesi ile delil tespiti harç ve giderlerinin iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

… Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Bu yasal düzenlemeyle tüketiciye ayıplı mal nedeniyle tanınan seçimlik haklarından birisi de ayıplı malın iadesi ve ödenen bedelin tahsilidir. Tüketici, yasayla kendisine tanınan dört seçimlik hakkından birini tercih etmekte özgürdür.

Davacı eldeki davada sözleşmeden dönerek ayıplı ürünün fatura satış bedelinin tahsilini istemekte olup, dava konusu aracın satış bedelinin davacının talebi doğrultusunda iadesine karar verilmesi gerekir.”


3- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi/2016

“O halde mahkemece yapılacak iş; İİK.nun 24/5.maddesi hükmünce ilamda belirtilen 2012 model aracın donanımında 0 (sıfır) km ayıpsız misli, bugün üretilse değerinin ne olacağı hususunda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken … Marka 2012 model 2.el araçlarla kıyaslama yapan hatalı bilirkişi raporu ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru değildir.”


4- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu/2009

“Taraflar arasındaki “ayıplı malın değiştirilmesi” davasından dolayı yapılan yargılama…

davacı, davalının üreticisi olduğu otomobili, üçüncü kişiden satın aldığını, satın alma tarihinden kısa bir süre sonra aracın motor yakıt kumanda ve elektronik beyin ünitesinde arızaların ortaya çıktığını, aracın defalarca dayalı şirketin servisine götürülmesine rağmen bu ayıpların giderilmediğini belirterek aracın yenisi ile değiştirilmesini istemiştir.

Somut olayda; “0 km” de alınan aracın, tüketiciye tesliminden önce tespit edilerek program yüklemesi yoluyla giderilmeye çalışılan, üretim arızası olduğu halde tüketiciye satılıp, teslim edildiği; motor kontrol ve şanzıman kontrol ünitesinde yaşanan problemler nedeniyle motor ECU’suna iki kere program yüklendiği, program yüklemelerine ve bir çok kez tamir edilmesine karşın arızaların giderilememesi üzerine de, hem motor kontrol hem de şanzıman ünitelerinin tamamen değiştirildiği; yapılan onarımlar sonucu arızaların giderilmiş olduğu; ancak bu arızaların giderilmesi amacıyla aracın bir çok parçası değiştirilip, böylece aracın orijinal halini kaybettiği gibi, tüketicinin araca duyduğu güvenin sarsılması nedeniyle araçtan beklediği yararı sağlayamadığı, daha baştan değişiklik talebi iletilmesine karşın, yasal zorunluluğa rağmen davalı yanın bu istemi yerine getirmediği, tüketicinin bu şekilde aracı değer düşüklüğüne ilişkin zararı giderilerek de olsa kullanmaya zorlanamayacağı, belirgindir.

Açıklanan tüm bu olgu ve yasal düzenlemeler karşısında; eldeki dava yönünden, aracın yenisi ile değiştirilmesini isteme koşulları gerçekleşmiştir…gününde oybirliği ile karar verildi.


5- Yargıtay 13. Hukuk Dairesi/2017

“…Davacı, 08/12/2011 tarihinde davalı …Otomotiv Şirketinden … model … marka bir araç satın aldığını ve araç karşılığı davalı şirkete 52.389,16 TL ödediğini, 13/06/2012 tarihinde dava konusu aracın 10.000 km bakımının yapılması için davalı firmaya ait servise götürdüğünü, serviste gerekli bakımlar yapıldığını, bu hususu sormama rağmen yetkililerce bu tür sıfır araçların bir miktar yağ yakmasının normal olduğunun söylendiğini, aracın 20.000 km ve 30.000 km bakımları sırasında da yağ yaktığını, 21/08/2013 tarihinde şikayeti üzerine araca ücretsiz yağ eklendiğini, dava konusu araca sürekli yağ eklendiğini, … Noterliğinin 25/11/2014 tarih ve 16381 sayılı ihtarnamesi ile davalı şirkete seçimlik haklarından ücret iadesini talep ettiğini bildirdiğini, davalı taraftan herhangi bir dönüş yapılmadığını belirterek üretim hatası ile gizli ayıplı mal niteliği taşıyan araç için ödenmiş olan 52.389,16 TL bedelin yasal faizi ile birlikte davalı şirketten iadesini talep etmiştir.
… 
Sözü edilen yasal düzenlemelere göre tüketiciye ayıplı mal nedeniyle tanınan seçimlik haklarından birisi de ayıplı malın iadesi ve ödenen bedelin tahsilidir. Tüketici, yasayla kendisine tanınan dört seçimlik hakkından birini tercih etmekte özgürdür.
Davacı eldeki davada sözleşmeden dönerek ayıplı ürünün fatura satış bedelinin tahsilini istemekte olup mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda değerlendirme yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup  …2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.


6- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi/2017

“Somut olayda; Mahkemece, hükme esas alınan 17.02.2015 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu ayıplı aracın teknik donanımları ile emsal alınan aracın fiyata etkili teknik donanımları karşılaştırılarak, ayıplı araçta bulunmayan özelliklerin değerleri tespit edilip, bu karşılığın haciz tarihindeki sıfır kilometre aracın değerinden mahsubu suretiyle ayıpsız araç yerine talep edilebilecek miktarın bulunması yönteminde dairemizin yerleşik içtihatları doğrultusunda sonuca gidildiği anlaşılmakla beraber haciz tarihindeki sıfır kilometre (2014 model) aracın değeri olarak alacaklı vekilinin dava dosyasına ibraz ettiği…..Yetkili Satıcısı….e ait 2014 yılı satış bedeli üzerinden hesaplama yapılması doğru değildir.
Bu durumda mahkemece, borçlu taraftan (emsal alınan) “…..model” aracın 2014 yılı katalog ve satış fiyat listelerinin temin edilerek 2014 yılı fiyatı üzerinden aynı bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle karar verilmesi gerekir


Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Alıntı yaptığınıza ilişkin link vermek suretiyle makalemizi paylaşabilirsiniz. Kaynak belirtmeksizin makalelerimizden alıntı yapılması durumunda yasal işlem başlatılmaktadır.

“Ayıplı Araçlarda Tüketici Hakları” için 24 yorum

  1. 2017 model Honda Civic FC5 kasa aracımin c sütunlarinda dalgalanmalar oluşmaya başladı. İthalatçı firmaya durumu mail olarak bildirip Honda’nın Adana’daki yetkili servisiyle yaptığım telefon görüşmesinde; ilgili bakanlıktan, araçlarda meydana gelen ayıbın kullanıcı hatası olduğuna dair olur alındığı ve bu olura istinaden bahse konu ayıbın ücret karşılığı düzeltilecegi, tarafıma bildirilmiştir. Bu hususta izlememiz gereken yol nedir? Yardiminiza basvursak ulasacagimiz nokta Nedir yani 4 secenekten biri olan bedel iadesi alınabilir mi ? İyi çalışmalar.

    1. Merhaba, öncelikle Bakanlığın sorunuzda belirttiğiniz şekilde bir cevap vermiş olabileceğini düşünmüyoruz. Tam aksine, bir müvekkilimiz tarafından Bakanlığa yapılan başvuruda, tüketicilerin, hukuki yollara başvurması gerektiği şeklinde resmi cevap verilmiştir. Seçimlik haklar makalede belirtildiği gibi tüketicinin seçimine bırakılmış haklardır, satıcı veya yetkili servislerin değil. Biz bu ayıbın önemli bir ayıp olduğunu düşünüyor ve bedel iadesi talebinin kabul görmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ayrıca tüketiciler, salt bedel iadesini değil, bu ayıplı araç sebebiyle uğradıkları tüm zararlarını talep edebilirler. Çünkü çoğu kez, fatura bedelinin iadesi tüketicinin tüm zararını karşılamaz. Örneğin, noter giderlerinden, araç tescil/plaka giderlerine, yeniden böyle bir araç satın alabilmek için ödenmesi gereken bedel ile fatura bedeli arasındaki farka kadar diğer tüm zararlarınızı da talep etmelisiniz.

      Saygılarımızla.

  2. Merhaba, size bir sorum olacaktı. Sıfır olarak aldığım 2016 model aracımda son yapılan yıllık bakımında yağ eksiltme sorunu olduğu söylendi. 1600 km daha kullanıp tekrar kontrole getirmem istendi. Yağ eksiltme sorunu devam ediyorsa rektifiye yapılacağı o da olmazsa motor değişimi yapılacağı söylendi. Aracımın garantisi devam ederken ayıplı mal olduğunu düşündüğüm aracıma herhangi bir işlem yaptırmak istemiyorum. Ayıpsız misli ile değişim isteyebilir miyim?Bu konuda ne yapmalıyım?

    1. Merhaba, 2016 model, 2017ekim ayı çıkışlı sıfır sıfır aldığım aracım ilk olarak 15bin km de enjöktör ve sistemi arızası verdi. Garantiden değişerek yapıldı. Bir hafta önce tekrardan yolda ilerlerken motor arıza işareti yandı. Aracım 20bin km civarına gelmişti. Aracımı servise gittikten sonra aracımın sübap ve yaylarının değişeceğini öğrendim. Şimdi aracım yapılıyor. Aracımın da garantisi de devam ediyor. Aracım ayıplı mal olmuş oluyor mu? Bu arada aracı satın aldığım yer aracığın bayiliğini bıraktı böyle bir durumda nasıl bir yol izlemeliyim.

      1. Merhaba,

        Bir veya birden fazla sorunla (ayıpla) karşılaştığınızda bu ayıplar için tamir hakkını kullanırsanız başkaca seçimlik hak (bedel iadesi, bedelde indirim, misliyle değişim) kullanamazsınız. Aracı satın aldığınız yerin bayiliği bırakmış olmasının hiçbir önemi yok. Yani siz bu haklarınızı kullanabiliyor olsaydınız bunun önemi olmayacaktı. Son olarak değişen/tamir gören parçalar araçta değer kaybı yaratıyor ise onarım hakkını kullanmış olsanız dahi bu değer kaybı için hukuki süreci başlatabilirsiniz, buna bir engel yok.

        Saygılarımızla.

  3. Merhaba
    8 aylık sıfır aracımın motor kontrol ünitesi (ecp) arızalandı. Servis garantiden değiştireceğini söyledi aracım halen serviste. firmadan sıfır araç ile aracımın değiştirilmesini talep edebilir miyim ? Bu arızanın tekrarlaması mı gerekiyor bu talebi yapabilmem için ? Olumsuz yanıt verirlerse dava açabilir miyiz

    1. Merhaba,

      Eğer aracınızın ücretsiz onarılması şeklinde talepte bulunmadıysanız ve henüz onarım da sağlanmadıysa aracın değiştirilmesi talebinde bulunabilirsiniz. Olumsuz yanıt halinde dava açılabilir elbette.

      Saygılarımızla.

  4. 2018 yılında , 2011 model aracı 80.000 TL ye 3. kişiden aldım . Yağ eksilttiğini kullanırken farkettim. Bu sorunu çözemedim. 1-Ben satın aldığım kişiye dava açıp hangi haklarımı kullanabilirim. 2-İthalatçı firmaya hangi haklarımı kullanabilirim. 3- Aracın 4. veya 5. sahibi olsam bile ithalatçı firmaya dava açmaya hakkım var mı . 4- İthalatçı firmaya bu aşamadan sonra aracı yenisiyle değiştirin talebinde bulunamam diye düşünüyorum, çünkü ben sıfır almamıştım.

    1. Merhaba,

      Yağ eksiltme sorunu ile ilgili bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekir. Bizimle çalışmak isterseniz “Bize Ulaşın” bölümünü kullanabilir veya başkaca avukatın yardımından yararlanabilirsiniz. Sorularınızın cevabı aracın daha önce böyle bir sorunla karşılaşıp karşılaşmadığına ve düzenlenecek rapora göre belli olacaktır.

      Saygılarımızla.

  5. Merhaba, 2015 yılında aldığım aracımı şimdi satmak istediğimde ekspertiz bana iki parça değişen olduğunu soyledi. Firmaya gittiğimde boyadaki mikron kalınlığının normal olduğunu ancak diğer parçalara göre mikron kalınlığının sebebini açıklayamayacaklarını ama vida yerlerinde oynama olduğunu kabul ettiklerini ancak Almanya’dan gelen raporu beklemek istediklerini söylediler. Ben araçta değişen parça olduğunu bilseydim bu aracı o zaman kesinlikle almazdım. şimdi seçimlik haklarımızı kullanabilir miyim ya da değer düşüklüğünü kabul etmeli miyim. ya da firma hiç ödeme yapmaz ise dava açmadan önce yapılacak işlemler nelerdir.

    Saygılarımla.

    1. Merhaba,

      Değişen iki parçadan dolayı değer kaybı talep edebilirsiniz. Yapılacak işlemlerde bizimle çalışmak isterseniz “Bize Ulaşın” bölümünü kullanabilir veya başkaca avukatın yardımından yararlanabilirsiniz.

      Saygılarımızla.

  6. Merhabalar bir sorum olacaktı. 4 ay önce sıfır km c4 cactus aldım. Arabadaki sağa ve sola çekme şikayetleeiyle 3 kere servise gittim sorunu 3.de çözdüler. Şimdi aracın sağdaki ekranı çalışmıyor. Görüntü yok. 4.keznservise gideceğim. Araç için değişim iade gibi bir hak talep edebilir miyim

    1. Merhaba,

      Çözülen sorun ile ilgili herhangi bir hak talep edemezsiniz. Ekranın çalışmaması ile ilgili olarak aracın değerine olan oranına göre değerlendirme yapılır ve muhtemelen aracın değişimi veya bedelinin iadesi gibi haklar talep edemezsiniz.

      Saygılarımızla.

  7. İyi günler 14.10.2019 tarihinde bir galeriden 2005 model volksvagen passat marka aracı aldım 15.10.2019 tarihinde alalı daha 500km olmadan yağ pompasının zincirinin kırılması sonucunda yaklaşık 10bin tl hasara yol açtı ben bunları yaptırdım faturalandırdım hukuki olarak satıcıdan herhangi bir talepte bulunabilirmiyim

    1. Merhaba,

      Haklarınızı kullanmanızın ön şartı malın “ayıplı” olduğunu ispat etmektir. Aracın ayıplı olup olmadığı bilirkişi incelemesi ile anlaşılır. Satışın üzerinden 6 ay geçmediği için eliniz kuvvetli gibi görünse de sorunuzun cevabı teknik inceleme ile anlaşılacaktır.

      Saygılarımızla.

  8. Merhaba. Ben 1 ay önce 2017 model 24 bin kilometrede bir arac satin aldim. Aralik 2019’da 2 yillik garanti suresi bitecek ama yetkili servis, araba 100 bin kilometreye ulasmadigi sürece garantinin toplam 3 yil oldugunu söyledi. Aldigimdan beri arabanin iç tavanindan catir cutur sesler geliyordu. Araba 3 gün yetkili serviste kaldı, ucretsiz onarım yapildi. Ama aynı sorun yine devam ediyor. 40 yıllık eski araba gibi, tavana yağmur yağar gibi sesler cikariyor. Firmadan degisim ya da ayip oraninda bedel indirimi talep etmem mümkün müdür?

    1. Merhaba,

      Evet, bahsettiğiniz sorun da ayıp niteliğinde olup, tamirat ile de giderilemediğine göre, bahsettiğiniz şekilde haklarınızı kullanmanız mümkün görünüyor. Bizimle veya başka bir avukatla çalışmak yararınıza olacaktır. Bizimle çalışmak isterseniz bilgi@akahukuk.com.tr adresine e-posta gönderebilirsiniz.

      Saygılarımızla.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir